Hareketli, verimli günler – Çiğ yemek deneyimim ……

Üç günlük çiğ yemek kursu, ardından 2 sağlıklı yaşam semineri, granola, ayçekirdeği-badem peyniri, tahin sos, susam filizlendirme derken son hafta bayağı bereketliydi.

Sanırım öncelikle çiğ yemek deneyimimi paylaşacağım. Ve öncesinde biraz başlangıçtan bahsedeyim. Aslında genel olarak beslenme şeklimdeki değişikler 10 Şubat’ta başladı. O tarihte detoks uzmanı bir tanıdığımla sohbet sırasında bana ikram ettiği bir greyfurt suyu ile detoks yapmaya “kesin” karar vermem aynı anda oldu galiba da, o günüm şimdi anlatacağım gibi devam edince, bunun bana iyi geleceğinden emin oldum ve tamam başlıyorum dedim. Ve o gün greyfurt suyunu orada ara öğün yaptım, ordan ayrıldıktan sonra öğle yemeği saati geldiğinde neden devam etmiyorum juicinge diyerek karşıma “çıkan” meyvesuyu büfesinden elma, nar, havuç suyu ile öğle yemeğimi “yemiş” oldum. Akşama çorba ile devam etti. Eve paketler gelmeye başlayıncaya kadar, sanırım 4-5 gün, çay, kahve, alkol, süt ürünleri, hayvansal gıda, gluten, … hepsini bırakmıştım. 5 gün detoks paketi de ilk günden sonra çok rahat gitti. İkinci günden itibaren gece uykularım çok iyileşti ve sabah enerjik bir şekilde yataktan kalkmaya başladım. 5 günün sonunda tartıya göre az kilo vermiş ama görünüşe göre çok incelmiştim. Daha sonra bunun yağlar ile suyun yer değiştirmesi olduğunu öğrenecektim. Çok basitti. Çok su iç, alkali su, sebze, meyve suyu, yağlar gitsin. Paket bitti, ve ben devam ettim. Bana bu kadar iyi gelen birşeyi bozmaya “kıyamadım”. Hem kıyamadım, hem de zaten içim başka türlüsünü istemedi. Canım da zaten çay, kahve çekmiyordu. Akşamları yine erkenden bir çorba yetiyordu. Bir kaç hafta sonra bir 3 günlük detoks daha yaptım. Bu kez ilkine göre daha zor geçti nedense, açlık anlamında, ve de yine kendimi daha iyi hissederek bitirdim. O zamandan beri de sebze, meyve ağırlıklı beslenmeye devam ediyorum. Hergün olamasa da haftada birkaç kere günlük beslenmeye sebze suyunu ekliyorum. Canım çektikçe detoks sırasında bıraktığım şeylerden yediğim (ve de içtiğim-mesela kahve) oldu, oluyor ve de bazılarına karşı intoleransım olduğunu anladım. Eğer bazı gıdaları en az bir hafta diyetinizden çıkarır ve sonra tekrar sokmayı denerseniz o gıdanın size iyi mi kötü mü geldiğini anlayabiliyorsunuz. Bu da çok basit! Benim için fark yaratanların başında süt ürünleri geliyordu. Bunların hazmı bayağı zormuş meğerse benim için. Aslında hep söylerdi bedenim, zaten çok yemezdim. Ağır peynirleri, mesela beyaz peyniri bile bırakmıştım zaten, keçi loru ya da inek loru tüketirdim peynir istediğimde, yoğurdu az yer olmuştum, market yoğurtlarını canım çekmez olmuştu çünkü. Ama ayran içerdim, tok tutuyor, kolay bir ara öğün oluyor diye. Sonuçta ne kadar okuyup bilsem de, bir de yerine ne koyacağımı bilemediğimden de tabi, ben de çoğunluğun düştüğü hataya düşüp arada sırada da olsa yerdim. Herneyse, geçen gün evdeki bayanın bize sürpriz diye glutensiz yufkayla ve güzelim ısırgan otuyla yaptığı böreğe süt ve yumurta koyduğunu farketmeden yedikten sonra midemin rahatsızlığı bana bir kere daha durumu teyit etmiş oldu. Bu da son olsun ! İnanın ihtiyaç da duymuyorum. E çiğ vegan peynirimi bile yaptım artık, ne olsun 🙂 Kırmızı, olgun, yağ biberini ya da salatalığı bandırarak yiyiyorum sabahları. Salatamın yanında, karnabahar pilavıyla yani o kadar çok şeyle iyi gidiyor ki bir de sormayın. Ya da atıştımalık olarak, isterseniz sizin tercihiniz bir ekmekle de güzel olur. Mesela en son karabuğday ve kavulca unu karışımı unla nohut mayalı ekmek yaptık, onunla da güzel oluyor. Peynirin tarifi buraya gelecek yakında (burda). Badem sütü de her daim mevcut zaten artık. Onu da granola’yla (burda), glutensiz yulafla -varsa, yoksa normal yulafla-, ya da ara öğün olarak blenderda kakao, tarçın ek olarak istenirse hurma ve muzla karıştırarak içiyoruz (kızım da seviyor). İkincisi glutensizlik. O da çok iyi geliyor. Ve de kaçamaklarım oluyor. Ve bu kaçamaklar ertesi günü gözlerimin eskisi gibi şişmesinden de kendini belli ediyor. Bir de anladım ki bunu (göz şişmesi durumunu) gece geç saatte ve asidik şeyler yemek de tetikliyor. Tamamen glutensiz beslenmek hala biraz zor, zira özünde gluten içermeyen yulaf ve karabuğday bile glutenli ürünler işleyip paketleyen tesislerde işlenip paketlendiği için eser miktar da da olsa gluten içeriyorlar. Bu konuda da eğer ciddi bir durum yok ise, esnek olunabilir bence. Bundan da bahsedeceğim ilerde. Hazmı zorlaştıran bir diğer şey ise çok sık yemek yemek ve yemeklerin hemen öncesinde veya sonrasında veya yemek sırasında su içmek. Halbuki yemeklerden en az yarım saat önce ve bir saat sonra içilen ve yemek sırasında içilmeyen su hazmı engellemiyor ve şişkinlik hissetmiyorsunuz. Bunun nedeni ise yine basit ! suyun midenin öğütücü ürünlerini (asitler) sulandırmaması ve dolayısıyla da bunları da işlerini iyi yapabilmeleri. Et konusunda da “canımın çekmesi-çekmemesi” ilkesiyle hareket ediyorum. Ve çoğunlukla çekmiyor, ve yersem de uzun bir süre hazmediğimi farkediyorum. Tavuk zaten yemiyorduk, ve balık da benim yemediklerim arasında girdi yine hazım zorluğu nedeniyle. Sanırım kan grubuna göre beslenmeye de bir teyit niteliğinde bu; buna göre zaten balık yememem gerekiyor (kan grubuna göre beslenmeyle ilgili bilgi için internetten küçük bir araştırma yeterli olacaktır). Protein nerden geliyor derseniz, filizlendirilmiş tahıl ve tohumlardan, kinoadan, ve gıda mayasından (nutritional yeast). Detaylarını başka bir yazıda yazabilirim daha sonra. Geriye maya kalıyor. Maya da yoğurt, peynir ve alkolü (bira ve şarap) çıkarınca, ekmekteki nohut mayası dışında beslenmemde kalmamış oldu zaten. Maya da tolerans açısından test edilmesi gereken bir başka şey.

Durum böyle iken ben bir de ani bir kararla, bu evde yapmaya çalıştığım şeyleri bir de ustasından öğreneyim, işin tekniğini de bileyim diye üç gün kursa gittim. Orda üç gün %100 çiğ vegan yemekler yapıp yedik, ben iki gün daha devam ettim ve toplamda 5 gün %100 çiğ vegan beslenmiş oldum. Sonuç ?? Kendimi gayet iyi hissettim, canım tatlı, atıştırmalık istemedi, dinçtim, enerjim yerindeydi, yemekler lezzetliydi, yapması eğlenceliydi …. Eğitim yeri dışındaki iki günde sadece kendim için eldeki malzemelerle bence iyi yemekler çıkardım ortaya ve de doydum ve keyifliydi. Her seferince, annemin yemekleri kap kap masaya giderken, ben e şimdi ben ne yiyeceğim oldum başta ama sonra girişip güzel birşeyler hazırlayabildim. E  biraz diğerlerinde ayrı hissediyorsunuz kendinizi, o şekilde beslenen sadece sizseniz. Ama olabiliyor, mümkün yani. Biraz emek, zaman ve kararlılık lazım sadece (bir de mutfak ekipmanları !!). Şu anda hala olabildiğince çiğ besleniyorum. Günlük beslenmemin çiğ vegan kısmını, yani yiyeceklerin tüm besinlerini almak üzere tükettiğim kısmını sebze sularıyla sağlıyorum çoğunlukla. Ama %100 çiğ vegan değilim. Özel detoks zamanları dışında %100 bu şekilde beslenmem gerekmediğine karar verdim. Ayrıca bedeni strese sokmamak benim için en temel ilke olduğundan, bunu ne şekilde stres yaratmadan hayatıma sokabilirim sorusuyla, yani esneklik ilkesini de gözönüne alarak herkes kendi kararını verebilir. Sonuç olarak, yukarıda bahsettiğim besin gruplarından yiyecekleri abartmadan yiyor, bunların yanında sebze suyunuzu, salatanızı, sebzenizi, yemişlerinizi yiyorsanız, probiyotik ve omega 3 takviyesini alıyor, kullandığınız yağlara ve suya da dikkat ediyorsanız esneklik ilkesini uyguluyorsunuz demektir.

Durumlar böyle, tarifler izninizle biraz daha sonra, ve de işte geçen haftadan birkaç fotoğraf …

lakeside
eğitim sonrası, göl kıyısında iki gün geçti.
coleslaw
coleslaw-lahana salatası. Tarifi yakında
dereotlu, cevizli karanabahar pilavı
dereotlu, cevizli karanabahar pilavı

 

 

 

 

 

NOT: Çiğ beslenme tarzı bir süre uygulayıp denediğim ve o dönem için ihtiyacım olan bir düzendi ve bana iyi geldi. Ancak sürekli belli bir şekilde beslenmem gerekmediğini de geçen süre içinde anladım; çoğunluk her zaman taze meyve ve sebzeler ama sadece çiğ yemek zorunda değilim. Bu dönem bittikten sonra, bir çeşit detoks gibiydi, artık neye ihtiyacım varsa onu yemeyi deneyimliyorum.

Sevgi, sağlık, afiyetle…

Seray

*** *** Wellness Koçluğu hakkında bilgi için buraya, Workshop’lar için buraya tıklayın.*** ***

Baharatlı Tuz Karışımları

Hava güneşli ve daha ılık sonunda 🙂 Güneş ister istemez bir enerji veriyor insana. Ve ilkbahar, dışarısı, oksijen, arkadaşlık, sohbetler, açık havada oturmak, kitap okumak, yürümek, deniz kenarında denizi, martıları, İstanbul’u izlemek, içerdeysen bile sırtına vuran güneşle ısınarak çalışmak, iş yapmak, müzik dinlemek, belki çocuklarla oyun oynamak, yemek yapmak, yeni tarifler denemek 🙂 hepsi güneş gibi ruhumuzu besliyor.

Probiyotikler, omega 3’ler ve esas bol sebze meyve beslenmeye eklendi. Yenmiyorsa sebzeler veya etler doğru şekilde ve herkesin kendine uygun miktarlarda beslenmeye girdi. Bunlarla birlikte ruhumuz için eklemeler yapmadan tam beslenmiş olabilir miyiz? Beden, insan olan bizim parçalarımızdan biri ve evet çok önemli ve ona çok iyi bakmalıyız. Ve de ruhumuzu beslemeden, düşüncelerimizi güzelleştirmeden ona ne kadar iyi bakarsak bakalım tam iyileşmeye giden yolumuzda zorlanırız. İyisi mi, iş gibi iyi yemek yemek, hareket etmiş olmak için spor yapmak, bize verilen “iyi yaşam” önerilerini harfi harfine uygulamaktansa “BANA NE İYİ GELİR?”, şu anda “NE YAPSAM KENDİMİ CANLI HİSSEDERİM?” sorularına verilen cevaplarla günler planlansa. Ya da haftada kaç gün, hangi egzersizi yoğun olan rutinime ekleyebilirim beni zorlamayacak şekilde? ve böylece devamlılığını sağlayabilirim; ve ayrıca yapmaktan hem keyif aldığım, hem de bana iyi gelen egzersiz türü ne benim için? Yani, koşmak mı, yürümek mi, fitness mı? Yoksa hem sporu hem açık havada olmayı birleştirmek mi benim için iyi? Ya da belki Tai Chi, Çi  Gong gibi hem hareketli hem de meditatif çalışmalar mı benim için uygun olan? Yoga mı? Hangi türü? Size uymayan bir tür veya rutininize çok da uymayan şartlarda bir şeyler yapmaya çalıştığınızdan dolayı başlayıp devam edemediğiniz bir şey ise egzersiz yapmak, en kolayını ve en keyif aldığınızı seçebilirsiniz belki de devamlı olabilmesi için. Egzersizin doğrusu hem bedene hem ruha iyi gelir !!! Belki de şu anda sizin için neyin iyi olduğunu bilmiyorsunuz. Belki de egzersizle ilgili genel bilgiler sizin için doğru değil. Belki o kadar yoğun egzersiz yapmanız da gerekmiyor, arada farklı şeyler yapmak size daha iyi gelecek 🙂 Belki de bu egzersiz konusunda bir araştırma yaparak bu pazar gününü sonlandırmak haftaya güzel bir başlangıç için de iyi olabilir.

Ben mesela bugün egzersizi geçerek bana iyi gelen başka bir şey yaptım ve yeni yemek kitabından üç farklı çeşit tuz yaptım kızımın da katkılarıyla!

tuzlarİşte, Gomasio, Indian Spice ve Aromatico tuzlarımız !!

Tarifleri şöyle:

 

  • Gomasio için: 1 çorba kaşığı susam tohumunu orta ateşte 3-4 dakida kavurun. Biraz soğuduktan sonra içine yarım tatlı kaşığı iri deniz tuzu ekleyerek değirmenden geçirin. Susamlar hafif irice kalsın.
  • Indian Spice: 1 Çorba kaşığı susam tohumu ile 1/3 çorba kaşığı kişniş tohumu ile 1/3 çorba kaşığı kimyon tohumunu orta ateşte 3-4 dakika kavurun. Soğusun. İçine 1 çay kaşığı acı  pul biber, ve 1/2 tatlı kaşığı iri deniz tuzu ekleyip değirmenden geçirin.
  • Aromatico: 1 çorba kaşığı rezene tohumunu kavurun. soğusun. Değirmenden geçirin. İçine yarım tatlı kaşığı ince doğranmış taze biberiye ve biraz daha az miktarda ince doğranmış taze kekik ekleyin.

Bu tuzları, sebze yemeklerinizde, salatalarda, çorbalarda, haşlanmış brokoli üzerine mesela kullanabilirsiniz. Evinizde olan ya da daha önce kullandığınız ve boşalan tuz değirmenlerine doldurun. “Aromatico” akdeniz tadına uygundur ve taze domates üzerine koyduğunuzda üzerinde biraz zeytinyağı ile harika olabilir !

İyi pazarlar ….

Sevgiyle,

Seray

*** *** Wellness Koçluğu hakkında bilgi için buraya, Workshop’lar için buraya tıklayın.*** ***

 

Yediklerinizi Eksiltmeyin, EKLEYİN …

Genel sağlığınızı iyileştirmek, beslenme şeklinizi değiştirmek, enerjinizi arttırmak, daha iyi uyumak ve belki de sadece kilo vermek istiyorsunuz.

En başta neleri yememelisiniz listeleriyle karşılaşıyorsunuz. Evet REJİMLERLE. Yani kısıtlamalarla. Bu kısıtlamalar öncelikle göz korkutuyor, çok fazla ÇABA ve İRADE gerektiriyor. Bu nedenle de genellikle kısa süreli oluyor ve zorladığı için yorucu oluyor. Yani esasen stres kaynağı bedene. Sonuçta, rejim bittiğinde, yani kısıtlama ve stres nedeni ortadan kalktığında, genellikle aniden tekrar fazlaca yemeye başlanıyor ve kilolar da geri geliyor.

HAYIR! Başka bir şey mümkün! Yaşasın özgürlük!

Şimdi bunun yerine, beslenmenizden neler çıkaracağınızı değil, önce neler ekleyeceğinizi konuşalım! Strese girmemek ve bedeni gerçek anlamda “beslemek”, sağlıklı bir bedene kavuşmanın ve de tabi ki doğal olarak kilo vermeye başlamanın ilk adımı.

Peki nasıl? Neleri eklemeli?

Herşeyden önce, bol sebze, meyve ve yeşillik. Çiğ ya da pişmiş, mevsiminde ya da değil, organik ya da değil… Hiçbirine takılmadan ve en basit ve size en uygun şekilde nasıl yapabiliyorsanız, ekleyebildiğiniz kadar bunlardan ekleyin. Ne zaman olduğu da önemli değil. Sabah, öğlen, akşam; bu konudaki tüm kısıtlamaları da bırakabilirsiniz. Son öğrendiğim şeylerden biri, akşam saatlerinde yenen MANGO’nun uyku getirdiği, uyumayı kolaylaştırdığı. Ya da sabahları kahvaltıda sadece meyve yemeyi denediniz mi mesela? Kısıtlamaları bırakmak, beslenmeyle ilgili her konuda daha ESNEK olmak demek. Ne gibi başka “OLMAZ”larınız var mesela yemek konusunda? neler iyi, neler kötü sizin gözünüzde? ne yemeli, ne yememeli… Peki ama bunların tam olarak %100 doğru olup olmadığını nereden biliyorsunuz? Neden inanıyorsunuz bu bilgilere? Hiç düşündünüz mü?

ESNEKLİK, AÇIKLIK: Beslenmede ve iyileşme sürecinde gerekli iki önemli YAKLAŞIM. Bildiklerinizi sorgulamak, neyi nerden nasıl öğrendiniz gerçekten? ve bu bilgiler sizin için doğru mu? Onu da ancak esneklik gösterip, önce araştırıp sonra da deneyerek bilebilirsiniz.

 


Tüm bunların dışında aşağıda, beslenmenizde olmasında fayda olan birkaç kategoriyi inceleyebilirsiniz. (Her zaman olduğu gibi yine tekrar etmek istiyorum ki, bu bilgilerin hiçbiri tanı ya da tedavi amaçlı değildir. Lütfen doktorunuza danışarak ilerleyin.)

PROBİYOTİK – Bağırsak sağlığı – Neredeyse tüm sağlık sorunlarının sebebi burası olarak açıklanacak yakında. Birçok makale var bununla ilgili son zamanlarda. Meraklıysanız küçük bir araştırmayla bu konuda geniş bilgiye ulaşabilirsiniz. Eskiden fermente gıdaları tüketiyorduk bolca, ayrıca doğal tarımdan gelen sebzelerde de vardı probiyotik, artık değil; o yüzden bağırsaklardaki yararlı bakterileri arttırmak için probiyotik takviyesi yapmak gerekiyor. Bunu eczaneden alacağınız takviye ürünlerle ya da evde yapacağınız fermente yiyecekler ve hatta içeceklerle de karşılayabilirsiniz. Dışarıdan alacaksanız faydalı “mikroorganizması” ne kadar yüksek olanını kullanırsanız o kadar iyi olacaktır. Ya da evde kendi ekşi lahananızı yapabilirsiniz.

OMEGA 3 – Omega 3 esansiyel bir yağ. Yani dışarıdan almamız gerekiyor. Ve Omega 3 olmadan doğal, sağlıklı kilomuza inmemiz mümkün değil. Sadece kilo vermek için değil, genel sağlığımız için çok önemli bir besin kaynağı. Depresyon, Kalp krizi, Tip-2 diyabet, iltihaplanma, ağrılar, romatizmayı önleyici (ve daha fazlasını).

Nelerde Var?

  • Balık: deniz balığı, özellikle soğuk-su balıkları ve az pişmiş olursa daha iyi. Kızartılınca tümü gidiyor. Çiftlik balıklarındaysa Omega 3’ten daha çok Omega 6 var. Eskiden et ve süt ürünlerinde doğal olarak vardı, artık çimenle beslenmedikleri için yok.
  • Benim en çok kullandığım kaynak ise bitkisel bir Omega 3 kaynağı olan KETEN TOHUMU; taze olarak öğüttüğünüz keten tohumunu günlük bir çorba kaşığı kadar alabilirsiniz, üzerine bol su için ki sindirim sisteminden rahatça geçsin – çünkü oldukça yapışkan bir yapısı vardır. Kahve ya da baharat değirmeninde yiyeceğiniz kadar öğütüp günlük tüketebilirsiniz. Öğütülünce içindeki Omega 3’ü alabiliyorsunuz. Hazır öğütülmüş olarak alırsanız buzdolabında saklayarak 10 gün kullanabilirsiniz. Ya da soğuk pres yağını bulursanız bunu yine soğuk olarak salatalarınıza koyabilirsiniz. Isıtmamak gerekiyor içindeki Omega 3’ü korumak için. Keten tohumunda Omega 3 dışında protein ve bolca lif de var. Süt ürünü tüketmeyenler için keklerde yapıştırıcı unsur olarak yumurta yerine de kullanılıyor (yumurta yerine kullanmak için: 1 çorba kaşığı öğütülmüş keten tohumuna 3 çorba kaşığı su ekleniyor ve biraz bekleniyor).
  • Bir diğer kaynak “CHIA TOHUMU”. Geçen aylara kadar Türkiye’de yoktu. Artık var. Online sipariş verebilir ya da bazı aktar/doğal ürün mağazalarında bulabilirsiniz. Artık bazı büyük marketlerde bile bulunuyor. Keten tohumundan farkı öğütülmeden de içindeki Omega 3’ü kullanabilmemiz. Yine günde bir çorba kaşığı yeterli. Bunları direk tüketmek dışında alternatifler sabahki yulaf ezmenize, chia pudinginize, smoothie’lerinize katabilirsiniz. Bunların yanında yine de günlük takviyenizi de ihmal etmeyin; 500 – 1,000 milligram omega-3 (kabaca 300 EPA ve 200 DHA ideal). Alacağınız takviye ürünün “doğal trigliseridlerden” yapıldığına dikkat edin. En iyi özümseyebileceğiniz Omega 3 kaynağı bu şekilde yapılmış olanlar. En yüksek olana değil hangi formda olduğuna bakın 🙂

Omega 3’ü günlük olarak almak gerekiyor.

SAĞLIKLI YAĞLAR – Kim demiş yağlardan uzak durun diye ! Sağlıklı olduğu sürece mutlaka beslenmemizde olması gereken birşey yağ. Evet yanlış duymadınız. Salatalarda zeytinyağı, keten tohumu yağı, keten tohumu, bazen susam yağı. Sıcak yemeklerde; ısıya dayanıklı ve ısıda toksin üretmeyen, üzüm çekirdeği yağı, tereyağ, hindistan cevizi yağı, ghee (arıtılmış tereyağı) kullanılabilir.

Ayrıca; aşağıdaki sağlıklı yağları da beslenmenize ekleyebilirsiniz:

  1. Avokado
  2. Çiğ badem, ceviz ve ceviz türleri, fındık
  3. Organik et ve soğuk-su balıkları (sardalya, vahşi somon, uskumru, orkinos)
  4. Tohumlar – Kabak çekirdeği, ayçekirdeği, susam (dolayısıyla tahin), chia veya keten tohumu

PROTEİNLER – Ne kadar tüketiğimiz değil, yediğimizin ne kadarı vücudumuz tarafından kullanılıyor? Isı yağ asitlerine zarar verdiği gibi amino asitlere de zarar veriyor ve vücudumuz zarar görmüş amino asidi, proteini kullanamıyor. Kullanılmayan kısmı da yağ olarak depolanıyor.

İyi protein kaynakları neler:

  1. Organik et, serbest dolaşan tavuklar, tatlı su balığı. Organik koyun ya da keçi yoğurdu, çiğ yemişler (örn: badem, kabak çekirdeği içi) ve tohumlar (örn: kenevir tohumu, chia tohumu) da iyi birer protein kaynağı.
  2. Tabi ki mercimek ve baklagillerden ve sebzelerden de (brokoliden de !) protein alıyoruz. Hatta kinoa’dan da.
  3. Ayrıca literatür bilgisi olduğu için paylaşıyorum, Whey protein, yani Peyniraltı suyu tozu. Tercihen koyun ya da keçiden ve organik olanı. Bu TR’de var mı bilmiyorum doğrusu. Peynir tercihimi lordan yana kullanarak whey proteinden faydalandığımı düşünüyorum 🙂 Ama özellikle bu ürünün peşinde koşmuyorum doğrusu. Bilgi için yazdım.

 

Özel notum: Doğal olarak günlük beslenmemizde bulunması zor ve günlük hayat akışında bizi zorlayacak beslenme önerilerini desteklemek istemiyorum. Bu besinlerin hepsi aslında, daha önce doğal olarak beslenmemizde bulunan besinlerdi. Yani yeniden keşfedilemediler. Önceden tarlada doğal tarımla ya da vahşi olarak yetişen ürünlerde vardı probiyotik mesela, ya da fermente ürünler hemen her evde yapılıyordu zaten… daha sonra azaldı ve yokoldu, o nedenle de artık bazılarını dışardan almak gerekiyor.

 

EKMEK KONUSU:


Eğer ekmek yiyorsanız en azından seçimlerinize özen gösterin. Karbonhidratı minimumda tutmak her şartta iyi geliyor bana doğrusu. Hem fazlası hem de özellikle glutenli olanları enerjimi düşürüyor. Glutensiz bir beslenme size de iyi gelebilir. Karabuğday, nohut, esmer pirinç unu gibi glutensiz unlardan yapabilirsiniz ekmeğinizi. Ya da ekşi mayalı organik tam buğday ekmeği (evde kendiniz de yapabilirsiniz, doğal bir ekşi maya bulmaya çalışın ya da mayasız yapın ekmekleri, burada bir tarif var, burda da – ve yakında bir nohut ekmeği tarifi gelecek, karabuğday çok zor bir un ben de artık nohut unuyla yapıyorum ekmekleri – Instagrama ve Facebooka koymuştum tarifini, içine kabak, ayçekirdeği kuru meyve, keten tohumu, ceviz ve hatta kuru domates koyabilirsiniz.  Eski buğdaylardan kavulca, karakılçık, kızıl buğday, siyez, vb. unları da gönül rahatlığıyla kullanıyorum ben. Karbonhidratların her zaman besin piramidinin üst kısımlarında kalması şartıyla 🙂

Neden glutensiz? Çünkü gluten vücudunuzun besinleri alıp kullanmasına engel oluyor olabilir. Bu da yağ depolama sebebi. Ayrıca birçok farklı yan etkisi de olabilir. Glutensiz beslenmeyi bir süre deneyerek anlayabilirsiniz sizdeki etkisini en iyi. Enerjinizde artış, zihninizde berraklık ve genel olarak hafiflik hissedeceksiniz büyük ihtimalle.

Tüm bunları genel bilgi olarak yazıyorum. Genel sağlık için bu sistemi takip etmeniz size her anlamda katkı sağlayacaktır. Ancak, eğer iyileşme gerektiren bir süreçteyseniz, kilo, enerji, intolerans…. sadece size uygun olan bir kombinasyonu, belli bir süre boyunca uygulamanız gerekecektir.

Benim iyileşme sürecim yaklaşık altı ay kadar sürdü ve aralarda birkaç kere yeşil içecek detoksu dahil olmak üzere, bir çeşit zenginleştirilmiş vegan diyetiydi. Bu sürenin sonunda yavaş yavaş, o dönem yemediğim şeyleri beslenmeme kattım. Bir süre sonra, artık, bedeni dinlemeyi öğrenerek, farklı dönemlerde hemen herşeyi yiyebilir durumdayım. Burada da DENGE ve AÇIKLIK devreye giriyor.

Kolaylıkla, sevgiyle, afiyetle, sağlıkla…..

Seray

Kivi Bombası – Kahvaltı için Smoothie

Bir sabah bu kadar güzel başlayabilirdi !!

Kivi Bombası için gerekenler:

  • 2 olgun Kivi
  • 1 olgun muz (yazın derin dondurucuya koyduklarınızı da direk koyabilirsiniz)
  • 1 Avuç taze nane yaprağı
  • 1 Avuç Ispanak (ben evde ıspanak olmadığı için roka koydum ve de oldu)
  • 1/2 bardak Hindistan Cevizi suyu veya su
  • 1 limonun suyu
  • 1 çorba kaşığı yeni öğütülmüş keten tohumu
  • İsternirse yarım olgun avokado (eğer ihtiyaç varsa sağlıklı yağ eklemek için)

Hepsini blenderda karıştırın ve afiyetle yudum yudum için. Güneşli bir günse içeride ya da hava çok soğuk değilse dışarıda güneşe karşı yudumlayın ekstra beslenme (ve de D vitamini) için 🙂

Sevgi ve afiyetle ….

Seray

*** *** Wellness Koçluğu hakkında bilgi için buraya, Workshop’lar için buraya tıklayın.*** ***

 

Mantarı sevdirecek tarif – Fırın Mantarlı Salata

Fırın Mantar

Benim için tam beslenmek, bitki-sebze ağırlıklı ve de olabildiğince çiğ beslenmek lezzetsiz yemek yemek değildir’in çok lezzetli bir kanıtı olan tariflerden biri daha bence bu. Daha önce yiyeyemediğim, bir türlü sevemediğim mantarı bu haliyle çok sevdim. Ayrıca bu haliyle hem çok lezzetli hem de çok şık görünüyor.

Mantarda neler mi var?

Continue reading

Doğa iyileştirir

Ormanda yürüyüş gibisi yok doğrusu. Benim için tabin. Var tabi doğada zaman geçirmenin birçok yolu. Benim için en kolayı ve sevdiğim ormanda yürüyüş. Hava güneşli ise, biraz soğuk bile olsa, o günkü programım elveriyorsa ordayım. Telefonumu arabada bırakırım; kulağımda sadece doğanın sesi olsun ki kendi sesimi duyabileyim. Doğa bana yardım etsin, alsın üzerimden atmam gerekenleri, açsın gözümü, sunsun nimetlerini. Görebileyim yeter ki, duyabileyim yeter ki, hissedebileyim yeter ki. Yürürüm her yerde ne var! Buraya önce doğada olmak için, doğa için geldim. Niyetiniz bu olsun bir seferinde, spor yapmaya, kalori yakmaya, arkadaşla sohbet etmeye değil de sadece doğada olmaya gidin bir keresinde. Gidin ve dinleyin sizi karşılayanları, ağaçları, kuşları ve belki de denizi, martıları; ne var size diyecekleri? Belki sadece bir merhabanızı duymak istiyorlar, bir selam diyorlar. Gidin, orda olun, ister yürüyün, ister durun, ister koşun, yanlızca canınız istediği için.

Ve bu sabah bir enerjiyle başladım, koşamam normalde ben. Arada sırada gelir koşma gücü bana. Bu sabahsa daha başında koşar buldum kendimi, koştum çünkü yapabiliyordum. Sonra yürüdüm, sonra o bankta, gölün kenarında oturdum, güneşlendim. Sonra yine yürüdüm. Kuşlar ötüşleriyle karşıladılar ilk ve eşlik ettiler yol boyunca; uçarak ve şarkılar söyleyerek. Güneş pırıl, pırıl, güzelim ağaçların arasından süzülüyor ışıkları, ısıtıyor, can veriyor. Böyle şarkılar dinleyerek, ağaçlardan ve güneşten beslenerek, bastığım adımları farkederek, bazen kendimle konuşarak, bazen de düşüncelere dalarak ve bazen içimden gelenleri duyarak geçtim ormanı. Doğa iyileştiriyor sahiden. İyi ki gelmişim, iyi ki varsınız. Teşekkür ederim.

Seray

*** *** Wellness Koçluğu hakkında bilgi için buraya, Workshop’lar için buraya tıklayın.*** ***

 

Kakaolu Puding

Çok sevdiğim bir arkadaşımdan bugün öğrendiğim bir tarif bu. Zaten o anlatırken bile ne kadar lezzetli olabileceğini düşünerek heyecanlanmıştım. Yaptım ve yedim bile 🙂

Canınız tatlı çektiğinde, içinde B6, serotonin, potasyum, magnezyum, A,E,C, K vitaminleri ve en sağlıklı yağlardan (Avokado’dan geliyor) olan bir tatlı yemenin dayanılmaz hafifliği var bu tarifte. İçinde un, yağ, nişasta ve en önemlisi şeker yok.

Continue reading

Çiğ Tatlı Topları

cig-kakao-topları2

İşte 10-15 dakika gibi çok kısa bir süre içinde yapılan, içindeki herşeyin sağlıklı olduğu ve inanamayacağınız kadar lezzetli bir tatlı. Bu tatlı vücudunuza girdiğinde vücudunuz buna tepki vermeyecek, yani dengesi bozulmayacak, yani hormonlar dengede kalacak. Tamamen çiğ ve işlem görmemiş bir besin aldığınız için vücut bununla savaşmak istemeyecek. Tabi ki miktara dikkat ettiğinizde bunları yedikten sonra suçluluk hissetmenize gerek yok. Hatta vücudunuz bayram edeceği için sevinebilirsiniz. Ve de belki benim gibi, bu kadar sağlıklı bir tatlınn bu kadar lezzetli olabildiğini yaşadığınız anda kahkahalar atabilirsiniz :-)) Bu gerçekten çok heyecan verici. içinde tatlandırıcı yerine hurma olması da en güzeli.

Malzemeler: Continue reading