Hızlı Mısır Ekmeği

Pazar kahvaltısı için değişik bir tat mı arıyorsunuz?

Belki her zaman değil ama arada sırada yapabileceğiniz bir tarif.

İyi bir mısır unu (yerli mısırdan) ile mısır ekmeği arada sırada kahvaltı sofranızda yer alabilecek glisemik indeksi düşük, glutensiz süper lezzetli bir alternatif olabilir !


MISIR EKMEĞİ:

  • 1 bardak mısır unu
  • 1/4 bardak zeytinyağı
  • 1 çay kaşığı tuz
  • Dilerseniz bir çimdik karabiber
  • Yeterince ılık su

Tavanızı ısıtın. Hepsini bir kapta bir kaşık yardımıyla karıştırın. Elinize yapışmayacak bir kıvamda olacak kadar su eklerken karıştırmaya devam edin. Elinize yaklaşık mandalina büyüklüğünde toplar halinde alıp bastırın ve tavada her yönünü 5-6 dakika kadar pişirin.

Tuzu ve yağı seviyor mısır unu, onlarsız lezzeti yakalamak zor biraz. Yine de evde yapılan bir ekmekle kahvaltı etmenin keyfi, mutfağı saran o koku ile başlayan doygunluk hissi yeter de artar bile sofrada yerini bulması için bu ekmeğin 🙂

Not: eğer inflamasyondan şikayetçi iseniz mısırı çok fazla tüketmemenizi öneririm. Ve bulabiliyorsanız genetiği ile oynamamış mısır unu kullanmanızı.

Sağlık’la kalın….

Seray

 

Ispanaklı Smoothie

Momentous 100%

 

Sabah kahvaltısında önce, kahvaltı olarak, spordan önce veya sonra, hafif bir akşam yemeği olarak  ya da gün içinde canlanmak için bu smoothie’yi severek içebilirsiniz 🙂

Bu yeşil içecek, yeşilliklerin yüksek besin gücü yanında içindeki avokadoyla sağlıklı yağ kaynağınız olacak ve sizi uzun süre tok tutacak !

Canlandırıcı etkisini farketmemeniz olanaksız. Continue reading

Muzlu Yulaflı Kek

Çay saatlerinde size, okul sonralarında çocuklara ya da dileyene sabah kahvaltısı için bir muzlu yulaflı kek tarifi bu.

muzluyulaflıkek - Version 2İçindeki malzemelere bir hassasiyetiniz yoksa, doğal olmayan birşey içermediğinden, bu kek, arada sırada keyif yapabileceğiniz bir tatlınız olabilir rahatlıkla. Ne var ki, dikkat etmek lazım, lezzeti karşı konulamaz olabilir 🙂

 

 

Continue reading

Granola – Patlamış Kinoa ve Amarant ile

Geçenlerde instagramda kısaca paylaştığım granola işte burda. Bi Nevi Karaköy’ün gönderisinden esinlenmiştim. Yapması çok kolay, buzdolabında uzunca bir süre dayanıyor ve badem sütüyle (tarif için tıklayın) harika oluyor. Bu haftasonu için denemeye ne dersiniz?

kinoa-amarant granolaİçinde patlamış kinoa ve amarant ile biraz kuru meyve ve bazı süper gıdalar var !

Evet kinoayı patlatmayı denediniz mi? Patlatmasının çok eğlenceli olması bir yana, patlamış hali granolaya çok yakışıyor. Amarant da aynı şekilde. Kinoa ve amarant çok benziyorlar. İkisinin de anavatanı Güney Amerika. Beyaz kinoa ve amarant sadece orada yetişiyor. Ama kırmızı kinoanın Avrupa’da yetiştirilebildiği yerler olduğu keşfedilmiş. Bence Karadenizde de yetişebilir; belki yetiştiriliyordur bile. (Daha sonradan öğrendiğime göre evet Türkiye aslında uygunmuş iklim olarak ve istesek yetiştirebilirmişiz!)

Continue reading

Kinoa Müsli

Kinoa MusliDünkü yazıma karpuzdan kinoa müsliye geçerim niyetiyle başlamış sonra yazıya karpuzlu birkaç tarifle devam edip kinoa müsliyi bir sonraki yazıya bırakmaya karar vermiştim. Ve hemen arayı uzatmadan Kinoa Müsli tarifi sizlerle.

Aslında çok sıcak havalara uygun bir kahvaltı seçimi olmayabilir; içindeki tarçın ve kuru meyvelerle biraz “sıcak” bir öğün oluyor, ama bol egzersizli, sporlu, hareketli, enerji gerektiren günler için üzerine benim yaptığım gibi yaz meyveleriyle ferahlatıcı hale getirilerek harika bir kahvaltılık haline geliyor bence. Hele bir de hafif tatlımsı bir şeyler çekiyorsa canınız, içindeki tarçınla ve kuru meyvelerle damağınızı tatlandıracak harika bir lezzet. Ayrıca içindekilerle oynayarak daha hafif bir şekilde de hazırlayabilirsiniz. Kuru meyveyi azaltıp, sadece taze meyveyle de pek güzel bir kahvaltılık olacaktır.

Doğrusu ben kinoa’yı karabuğday müsliye ve granolaya tercih ediyorum galiba 🙂

Continue reading

Chia Pudding

chiaUzunca bir zaman önce denemeye başladığım bir tarif bu. İlk yaptığımda, birçok yerde tarif öyle olduğu için, hindistan cevizi sütüyle yapmıştım. Fazla ağır gelmişti. Sonra, biraz hindistan cevizi sütü biraz badem sütü denedim, o da olmadı. Bir diğerinde, aldığım chia tohumu paketinin üzerinde günde bir yemek kaşığını aşmayın yazdığı için o kadar koydum, jelleşmeye yetmedi. Başkasında tatsız oldu. Yani şu basit puding için bayağı deneme yaptım 🙂 Sonunda oldu ama !

Continue reading

Pizza Hamuru ve Krep Karışımı

Biri bir süre önce denediğim diğeri de bu sabah keşfettiğim iki lezzet. Pizza hamuru ve Pankek karışımı.

Ama önce;

Mutfağa girip denemeler yapmayı çok sevdiğimi ve bir süredir ihtiyacım olan, ne aradığımı da bilmeden aradığım şeyin bu olduğunu anladım bu sabah. Daha önceki mutfak deneyimlerim arada sırada ve çok önceleri ya tatlı yapmak için ya da daha sonraları sağlıklı atıştırmalık yapmak için olmuştu. Ama gerçekten “mutfağa ait” ya da “mutfaktan” olmadım hiç. Hep bir eğretilik vardı ellerimde,  mutfakla benim aramda bir mesafe. Bu değişti bir süredir; yaratmakla mı, paylaşıyor olmakla mı, %100 iyilikle dolu olmasından mı, aslında biliyorum hepsiyle ve daha fazlasıyla ilgili bu galiba. Artık mutfak neşe kaynaklarımdan biri. Daha fazlası dediğim şey, hayata bir mola, bir duraklama, bir es verdirtmesi. Kendinle kaldığın, yarattığın anların hazzını yaşatması. Hayata mola ve bu anlar ne kadar da değerli. Kendimize alan yaratmak. Herkes için değil belki ama mutfağa girmeyi bir denemeli. Al, yıka, doğra karıştır. Kokular, renkler, tatlar. Tam beslenmeye göre girdiyseniz mutfağa, yelpazenin genişliği şaşırtıcı, sürprizli. Çok renkli bir kere (her tür sebze ve meyve), çok kokulu (her tür yeşillik-nane, roka, marul, kişniş, biberiye….), ellerini bulaştırman çoğu zaman şart ve yaratmaya çok açık ! Çocukların sokakta oynaması gibi, çamurlanmak, yağmurda ıslanmak gibi. Ellerini bulaştır yemeğine. Elinden gelir lezzeti birçok yemeğin. Bir denemek lazım. Kendinin yıkayıp, doğrayıp hazırladığın basit bir salata bile yerken daha lezzetli gelebilir o salata sana. Soğanlarını elinde ovuşturarak tuzla öldür önce mesela…. Lahana salatası yaparken incecik doğradığın lahanayı az tuzla ovuşturarak yumuşat ya da…

Şimdi de tarifler: Pizza hamuru ve Pankek karışımı. İkisi de karabuğday unlu, sütsüz. Şişirmez, şekeri oynatmaz. Tok tutar, lezzetlidir, her açıdan doyurur. Ben bayıldım doğrusu…

Pizza Hamuru

  • 1 çorba kaşığı öğütülmüş keten tohumu
  • 3 çorba kaşığı su
  • 2 avuç çiğ kaju fıstığı ve yaklaşık yarım bardak su
  • Az limon suyu
  • Bir tutam tuz
  • 1 çay kaşığı karbonat
  • Az zeytinyağı
  • Aldığı kadar karabuğday unu

Önce bir kaşık keten tohumu ile 3 kaşık suyu bir kapta karıştırın. Bu yumurta yerine geçiyor. Kaju ile su ve limon suyunu blenderda karıştırın. Bu da yoğurdunuz oldu. Bundan yaklaşık 3 kaşık alarak kaptaki keten tohumlu karışıma ekleyin. Tuzu, karbonatı ve yumuşak bir hamur oluncaya kadar aldığı kadar karabuğday ununu da ekleyin. Zeytinyağını şöyle bir gezdirin -hafifçe. Yoğurun. Yağlı kağıt üzerine tepsiye ya da pizza tepsinize yayın.

Domates sosu için taze domates (çekirdekleri alınmış) ve 1-2 saat suda bekletilmiş kuru domatesi varsa taze yoksa kuru fesleğenle az tuz ile (bir çimdik) rondoda/blenderda karıştırabilirsiniz. Bundan sonra ne dilerseniz ya da evde bütünsel beslenmeye uygun ne varsa ekleyin.

İkinci tarif bu sabahtan. Birkaç gündür farklı lezzetler arıyor, istiyordu içim. Tamam bu sefer geçiştirmeyeceğim gireceğim mutfağa dedim ve bu çıktı.

pankek copyPankek Karışımı:

  • 1 çorba kaşığı öğütülmüş keten tohumu ve 3 çorba kaşığı su karıştırılır. (yumurta alternatifi olarak)
  • 2 tepeleme çorba kaşığı karabuğday unu
  • 1/2 su bardağı yemiş ya da tohum sütü (hindistan cevizi, badem, yulaf, susam)
  • 1 çorba kaşığı chia tohumu-isteğe bağlı
  • Bir tutam tuz

Yapılışı ve ipuçları:

Önce keten tohumu ve suyu sonra diğer malzemeleri ekleyip hepsini basit bir çırpıcıyla karıştırın. Çok sulu olmasın. Unu ve süt miktarını ona göre ayarlayabilirsiniz. Bu ölçülerle  4 tane pankek çıktı benimkinden.

İpuçları:

  • Pişmesi alışılan kreplerden biraz daha uzun sürüyor.
  • Hindistan cevizi sütü kullandığım için ayrıca hiç yağ eklemedim.

İçine avakado, zeytin ezmesi sürerek denedim. Ikisi de guzel oldu. Dener miyim acaba diye şekersiz bir reçel de çıkarmıştım masaya ama hiç gerek kalmadı. Hatta tadını reçelle bozmak istemedim. Ha olsaydı badem ezmeli güzel olurdu eminim 🙂 Ilk ikisinden sonra ise olduğu gibi, tek başına yedim 🙂

Ben lezzetinden yemeye doyamadım. Bitirdiğimde de hem midem hem ruhum doymuştu 🙂

Ve böylece bunu da kahvaltı alternatifleri arasına ekliyorum (kahvaltı alternatifleri için tıklayın)….

Afiyet ve sevgiyle ….

Seray

*** *** Wellness Koçluğu hakkında bilgi için buraya, Workshop’lar için buraya tıklayın.*** ***

 

Kahvaltı Alternatifleri

Ben şimdi ne yiycem ?? Diyorsanız iyi haber. Onu yemeyin, bunu yemeyin de o zaman ne yiyelim?

Eklenecekleri yazmıştım ama yeni beslenme şekline uygun öğünler nelerden oluşabilir? Şimdi kendi tecrübeme dönüp baktığımda görüyorum ki, evet beslenme değişikliği yapmayı istemek çok önemli bir başlangıç ve de bunu istedikten sonra hayata geçirmek için bir de hazırlığa gerek var. Çıkardıklarımızın yerine ne koyacağımız hakkında araştırma ve alışveriş yapmak mesela. Beslenmenize mutlaka ekleyin diye yazdığım genel takviyeler, canlı besinler tamam da, süt ürününe dikkat, glutene dikkat diyince ilk önce bunlarsız kahvaltı nasıl yapılır sorusu geliyor akla? Değil mi? Hatta sadece akla gelmiyor, ben bu soruyla çok karşılaşmaya başladım. Kahvaltıda tost, yumurta yemiycez de peki ne yiycez??? Doğru, ben kendi beslenme değişikliğimi yaparken birisi bana bu yazıyı verseydi, ve şimdi yazacağım alternatifler elimde olsaydı işim çoook daha kolay olurdu :-)) Ben de bunu düşünerek bu yazıyı yazmaya karar verdim.

Kahvaltı öncesinden başlamalı aslında. Kalkar kalmaz büyük bir bardak ılık ve içine taze sıkılmış bir limonla su içip, üzerine biraz daha da – birkaç büyük bardak- su içip, olabiliyorsa yarım-bir saat kadar bekledikten sonra kahvaltı edilmesi iyidir. Su sisteme bir girsin, sindirimi başlatsın. Yoga ve ayurveda felsefesinden gelen bir bilgi de, yemeden önce vücudun sindirime hazır olması beklenmeli ve bunu da sağ burun deliğinizin açık olup olmadığı kontrol ederek öğrenebilirsiniz (solu kapatın sağdan nefes alın, tıkalıysa yemeyin, açıksa rahat nefes alıyorsanız sindirime hazırsınız demektir). Bu da, yine benim deneyimime göre, çin tıbbından gelen vücut saatini doğruluyor aslında; yani mide sabah 7-9 saatleri arasında aktif halde ve yediklerimizi rahatça sindiriyor. Siz de kendi vücudunuzla birkaç deney yapabilirsiniz belki :-)) Saat 7’de de kalksam, yani midenin aktif olduğu saatte, ilk kalktığımda burnum tıkalı oluyor (sağ taraf), biraz su içtikten sonra açılıyor. Öte yandan kahvaltı yine de hafif olmalı, çünkü sindirim öğlen saatlerinde maksimunda (ayurvedadan gelen bilgi). Tüm günün en büyük yemeği için en uygun saatler yani.

Bir de şunu eklemek lazım. Son yapılan birçok araştırma gösteriyor ki, 12-15 saaatlik açlık (tabi ki sıvı tüketilerek) faydalı. Diğer taraftan bakarsak bu yemek yemeyi gün içinde 8-12 saat arasında  sınırlamak anlamına geliyor (araştırma hakkında kısaca okumak için: http://www.drweilblog.com/home/2015/5/5/when-you-eat-may-matter-more-than-what-you-eat.html). Tabi gece boyunca değil !! Gün içinde. Eğer akşam geç ve çok yemek yediyseniz, zaten 5’ten sonra sindirim zayıflıyor, 9’dan sonra yenilenler de sabaha kadar sizinle kalıyor (!). Yani sabah dolu bir mideyle kalkıyorsanız, sadece su ve sıvı şeylerle beslenmek daha doğru bir seçim olabilir. Hiçbir şey yememek demiyorum ! Kesinlikle ! Sindirim çalışıyorken ona vereceğimiz smoothie veya sebze suyundaki besinleri de ne güzel alır dağıtır hücrelerimize (tarifler için yandaki smoothie kategorisine bakabilirsiniz). Akşam en son 6’da ya da 7’de yediyseniz bence sabah suyunuzdan sonra hafif kahvaltınızı da edin uygun saatlerde. Ben bu konudaki seçimimi günlük olarak yapıyorum. Kalktığımda neye ihtiyacım olduğunu soruyorum kendime. Mesela bu sabah kahvaltım sebze suyu olacak. Bazı sabahlar aşağıdakilerden birini çekiyor canım. Lütfen harfi harfine almayın bunları, deneyin, araştırın, okuyun ve kendiniz için karar verin her zaman.

İşte kahvaltı alternatifleri, (kendi tercih sırama göre yazdım):

  • Dilediğiniz bir çeşit smoothie ya da meyve suyu (içinde biraz da sebze olan), ya da sebze suyu (içinde biraz meyve olan)
  • Yeşil zeytin, kırmızı biber, yeşillik, aktive edilmiş (geceden suda bekletilmiş) ceviz veya badem
  • Dilimlenmiş greyfurt üzerine çiğ kabak çekirdeği ve tahin – FAVORİM !
  • Kapya biber (kırmızı yağ biberi) ile ayçekirdeği, badem ya da kaju peyniri ya da ayçekirdekli humus
  • Badem sütüyle (ya da başka bir yemişten süt) yulaf ezmesi, üzerine taze meyveli, belki tarçınlı …
  • Chia Puding: Hindistan cevizi ve badem sütlü, üzerine taze meyvelerle (tarif)
  • Ev yapımı granola (tarif), yemiş sütü (tarif) ve taze meyvelerle (Hayvansal gıda tüketiyorsanız yoğurtla)
  • Kinoalı ve karabuğdaylı müsliler
  • Glutensiz bir ekmek dilimi veya kraker (le pain des fleurs çeşitlerinden biri mesela) üzerine haşhaş ezmesi ve muz dilimleri
  • Sağlıklı bir krep
  • İlla yumurta diyorsanız, ıspanak, pazı, ısırgan otu, yani dilediğiniz bir çeşit bol yeşilliği bir iki dakika kısık ateşte öldürün, tuz, acı kırmızı toz biber, biraz kekikle birlikte üzerine bir yumurta, tamam !
FNM_010114-Chia-Seed-Pudding-Recipe_s4x3.jpg.rend.sni12col.landscape
Çilekli chia puding örneği
Haşhaş ezmeli, muzlu karabuğday ekmeği
Haşhaş ezmeli, muzlu karabuğday ekmeği

Oldu değil mi bayağı bir alternatif kahvaltı önerisi ! Sizin favori alkali      kahvaltınız hangisi? Paylaşın, çoğalsın !  Yaşasın FOOD-LOVE-CONNECTION :-))))

NOT: Tarifler sayfasında kahvaltı bölümünde tüm kahvaltılıkların bağlantılarına ulaşabilirsiniz.

Sevgiyle, sağlıkla, afiyetle !!

Güzel bir gün olsun …

Seray

*** *** Wellness Koçluğu hakkında bilgi için buraya, Workshop’lar için buraya tıklayın.*** ***

 

Yediklerinizi Eksiltmeyin, EKLEYİN …

Genel sağlığınızı iyileştirmek, beslenme şeklinizi değiştirmek, enerjinizi arttırmak, daha iyi uyumak ve belki de sadece kilo vermek istiyorsunuz.

En başta neleri yememelisiniz listeleriyle karşılaşıyorsunuz. Evet REJİMLERLE. Yani kısıtlamalarla. Bu kısıtlamalar öncelikle göz korkutuyor, çok fazla ÇABA ve İRADE gerektiriyor. Bu nedenle de genellikle kısa süreli oluyor ve zorladığı için yorucu oluyor. Yani esasen stres kaynağı bedene. Sonuçta, rejim bittiğinde, yani kısıtlama ve stres nedeni ortadan kalktığında, genellikle aniden tekrar fazlaca yemeye başlanıyor ve kilolar da geri geliyor.

HAYIR! Başka bir şey mümkün! Yaşasın özgürlük!

Şimdi bunun yerine, beslenmenizden neler çıkaracağınızı değil, önce neler ekleyeceğinizi konuşalım! Strese girmemek ve bedeni gerçek anlamda “beslemek”, sağlıklı bir bedene kavuşmanın ve de tabi ki doğal olarak kilo vermeye başlamanın ilk adımı.

Peki nasıl? Neleri eklemeli?

Herşeyden önce, bol sebze, meyve ve yeşillik. Çiğ ya da pişmiş, mevsiminde ya da değil, organik ya da değil… Hiçbirine takılmadan ve en basit ve size en uygun şekilde nasıl yapabiliyorsanız, ekleyebildiğiniz kadar bunlardan ekleyin. Ne zaman olduğu da önemli değil. Sabah, öğlen, akşam; bu konudaki tüm kısıtlamaları da bırakabilirsiniz. Son öğrendiğim şeylerden biri, akşam saatlerinde yenen MANGO’nun uyku getirdiği, uyumayı kolaylaştırdığı. Ya da sabahları kahvaltıda sadece meyve yemeyi denediniz mi mesela? Kısıtlamaları bırakmak, beslenmeyle ilgili her konuda daha ESNEK olmak demek. Ne gibi başka “OLMAZ”larınız var mesela yemek konusunda? neler iyi, neler kötü sizin gözünüzde? ne yemeli, ne yememeli… Peki ama bunların tam olarak %100 doğru olup olmadığını nereden biliyorsunuz? Neden inanıyorsunuz bu bilgilere? Hiç düşündünüz mü?

ESNEKLİK, AÇIKLIK: Beslenmede ve iyileşme sürecinde gerekli iki önemli YAKLAŞIM. Bildiklerinizi sorgulamak, neyi nerden nasıl öğrendiniz gerçekten? ve bu bilgiler sizin için doğru mu? Onu da ancak esneklik gösterip, önce araştırıp sonra da deneyerek bilebilirsiniz.

 


Tüm bunların dışında aşağıda, beslenmenizde olmasında fayda olan birkaç kategoriyi inceleyebilirsiniz. (Her zaman olduğu gibi yine tekrar etmek istiyorum ki, bu bilgilerin hiçbiri tanı ya da tedavi amaçlı değildir. Lütfen doktorunuza danışarak ilerleyin.)

PROBİYOTİK – Bağırsak sağlığı – Neredeyse tüm sağlık sorunlarının sebebi burası olarak açıklanacak yakında. Birçok makale var bununla ilgili son zamanlarda. Meraklıysanız küçük bir araştırmayla bu konuda geniş bilgiye ulaşabilirsiniz. Eskiden fermente gıdaları tüketiyorduk bolca, ayrıca doğal tarımdan gelen sebzelerde de vardı probiyotik, artık değil; o yüzden bağırsaklardaki yararlı bakterileri arttırmak için probiyotik takviyesi yapmak gerekiyor. Bunu eczaneden alacağınız takviye ürünlerle ya da evde yapacağınız fermente yiyecekler ve hatta içeceklerle de karşılayabilirsiniz. Dışarıdan alacaksanız faydalı “mikroorganizması” ne kadar yüksek olanını kullanırsanız o kadar iyi olacaktır. Ya da evde kendi ekşi lahananızı yapabilirsiniz.

OMEGA 3 – Omega 3 esansiyel bir yağ. Yani dışarıdan almamız gerekiyor. Ve Omega 3 olmadan doğal, sağlıklı kilomuza inmemiz mümkün değil. Sadece kilo vermek için değil, genel sağlığımız için çok önemli bir besin kaynağı. Depresyon, Kalp krizi, Tip-2 diyabet, iltihaplanma, ağrılar, romatizmayı önleyici (ve daha fazlasını).

Nelerde Var?

  • Balık: deniz balığı, özellikle soğuk-su balıkları ve az pişmiş olursa daha iyi. Kızartılınca tümü gidiyor. Çiftlik balıklarındaysa Omega 3’ten daha çok Omega 6 var. Eskiden et ve süt ürünlerinde doğal olarak vardı, artık çimenle beslenmedikleri için yok.
  • Benim en çok kullandığım kaynak ise bitkisel bir Omega 3 kaynağı olan KETEN TOHUMU; taze olarak öğüttüğünüz keten tohumunu günlük bir çorba kaşığı kadar alabilirsiniz, üzerine bol su için ki sindirim sisteminden rahatça geçsin – çünkü oldukça yapışkan bir yapısı vardır. Kahve ya da baharat değirmeninde yiyeceğiniz kadar öğütüp günlük tüketebilirsiniz. Öğütülünce içindeki Omega 3’ü alabiliyorsunuz. Hazır öğütülmüş olarak alırsanız buzdolabında saklayarak 10 gün kullanabilirsiniz. Ya da soğuk pres yağını bulursanız bunu yine soğuk olarak salatalarınıza koyabilirsiniz. Isıtmamak gerekiyor içindeki Omega 3’ü korumak için. Keten tohumunda Omega 3 dışında protein ve bolca lif de var. Süt ürünü tüketmeyenler için keklerde yapıştırıcı unsur olarak yumurta yerine de kullanılıyor (yumurta yerine kullanmak için: 1 çorba kaşığı öğütülmüş keten tohumuna 3 çorba kaşığı su ekleniyor ve biraz bekleniyor).
  • Bir diğer kaynak “CHIA TOHUMU”. Geçen aylara kadar Türkiye’de yoktu. Artık var. Online sipariş verebilir ya da bazı aktar/doğal ürün mağazalarında bulabilirsiniz. Artık bazı büyük marketlerde bile bulunuyor. Keten tohumundan farkı öğütülmeden de içindeki Omega 3’ü kullanabilmemiz. Yine günde bir çorba kaşığı yeterli. Bunları direk tüketmek dışında alternatifler sabahki yulaf ezmenize, chia pudinginize, smoothie’lerinize katabilirsiniz. Bunların yanında yine de günlük takviyenizi de ihmal etmeyin; 500 – 1,000 milligram omega-3 (kabaca 300 EPA ve 200 DHA ideal). Alacağınız takviye ürünün “doğal trigliseridlerden” yapıldığına dikkat edin. En iyi özümseyebileceğiniz Omega 3 kaynağı bu şekilde yapılmış olanlar. En yüksek olana değil hangi formda olduğuna bakın 🙂

Omega 3’ü günlük olarak almak gerekiyor.

SAĞLIKLI YAĞLAR – Kim demiş yağlardan uzak durun diye ! Sağlıklı olduğu sürece mutlaka beslenmemizde olması gereken birşey yağ. Evet yanlış duymadınız. Salatalarda zeytinyağı, keten tohumu yağı, keten tohumu, bazen susam yağı. Sıcak yemeklerde; ısıya dayanıklı ve ısıda toksin üretmeyen, üzüm çekirdeği yağı, tereyağ, hindistan cevizi yağı, ghee (arıtılmış tereyağı) kullanılabilir.

Ayrıca; aşağıdaki sağlıklı yağları da beslenmenize ekleyebilirsiniz:

  1. Avokado
  2. Çiğ badem, ceviz ve ceviz türleri, fındık
  3. Organik et ve soğuk-su balıkları (sardalya, vahşi somon, uskumru, orkinos)
  4. Tohumlar – Kabak çekirdeği, ayçekirdeği, susam (dolayısıyla tahin), chia veya keten tohumu

PROTEİNLER – Ne kadar tüketiğimiz değil, yediğimizin ne kadarı vücudumuz tarafından kullanılıyor? Isı yağ asitlerine zarar verdiği gibi amino asitlere de zarar veriyor ve vücudumuz zarar görmüş amino asidi, proteini kullanamıyor. Kullanılmayan kısmı da yağ olarak depolanıyor.

İyi protein kaynakları neler:

  1. Organik et, serbest dolaşan tavuklar, tatlı su balığı. Organik koyun ya da keçi yoğurdu, çiğ yemişler (örn: badem, kabak çekirdeği içi) ve tohumlar (örn: kenevir tohumu, chia tohumu) da iyi birer protein kaynağı.
  2. Tabi ki mercimek ve baklagillerden ve sebzelerden de (brokoliden de !) protein alıyoruz. Hatta kinoa’dan da.
  3. Ayrıca literatür bilgisi olduğu için paylaşıyorum, Whey protein, yani Peyniraltı suyu tozu. Tercihen koyun ya da keçiden ve organik olanı. Bu TR’de var mı bilmiyorum doğrusu. Peynir tercihimi lordan yana kullanarak whey proteinden faydalandığımı düşünüyorum 🙂 Ama özellikle bu ürünün peşinde koşmuyorum doğrusu. Bilgi için yazdım.

 

Özel notum: Doğal olarak günlük beslenmemizde bulunması zor ve günlük hayat akışında bizi zorlayacak beslenme önerilerini desteklemek istemiyorum. Bu besinlerin hepsi aslında, daha önce doğal olarak beslenmemizde bulunan besinlerdi. Yani yeniden keşfedilemediler. Önceden tarlada doğal tarımla ya da vahşi olarak yetişen ürünlerde vardı probiyotik mesela, ya da fermente ürünler hemen her evde yapılıyordu zaten… daha sonra azaldı ve yokoldu, o nedenle de artık bazılarını dışardan almak gerekiyor.

 

EKMEK KONUSU:


Eğer ekmek yiyorsanız en azından seçimlerinize özen gösterin. Karbonhidratı minimumda tutmak her şartta iyi geliyor bana doğrusu. Hem fazlası hem de özellikle glutenli olanları enerjimi düşürüyor. Glutensiz bir beslenme size de iyi gelebilir. Karabuğday, nohut, esmer pirinç unu gibi glutensiz unlardan yapabilirsiniz ekmeğinizi. Ya da ekşi mayalı organik tam buğday ekmeği (evde kendiniz de yapabilirsiniz, doğal bir ekşi maya bulmaya çalışın ya da mayasız yapın ekmekleri, burada bir tarif var, burda da – ve yakında bir nohut ekmeği tarifi gelecek, karabuğday çok zor bir un ben de artık nohut unuyla yapıyorum ekmekleri – Instagrama ve Facebooka koymuştum tarifini, içine kabak, ayçekirdeği kuru meyve, keten tohumu, ceviz ve hatta kuru domates koyabilirsiniz.  Eski buğdaylardan kavulca, karakılçık, kızıl buğday, siyez, vb. unları da gönül rahatlığıyla kullanıyorum ben. Karbonhidratların her zaman besin piramidinin üst kısımlarında kalması şartıyla 🙂

Neden glutensiz? Çünkü gluten vücudunuzun besinleri alıp kullanmasına engel oluyor olabilir. Bu da yağ depolama sebebi. Ayrıca birçok farklı yan etkisi de olabilir. Glutensiz beslenmeyi bir süre deneyerek anlayabilirsiniz sizdeki etkisini en iyi. Enerjinizde artış, zihninizde berraklık ve genel olarak hafiflik hissedeceksiniz büyük ihtimalle.

Tüm bunları genel bilgi olarak yazıyorum. Genel sağlık için bu sistemi takip etmeniz size her anlamda katkı sağlayacaktır. Ancak, eğer iyileşme gerektiren bir süreçteyseniz, kilo, enerji, intolerans…. sadece size uygun olan bir kombinasyonu, belli bir süre boyunca uygulamanız gerekecektir.

Benim iyileşme sürecim yaklaşık altı ay kadar sürdü ve aralarda birkaç kere yeşil içecek detoksu dahil olmak üzere, bir çeşit zenginleştirilmiş vegan diyetiydi. Bu sürenin sonunda yavaş yavaş, o dönem yemediğim şeyleri beslenmeme kattım. Bir süre sonra, artık, bedeni dinlemeyi öğrenerek, farklı dönemlerde hemen herşeyi yiyebilir durumdayım. Burada da DENGE ve AÇIKLIK devreye giriyor.

Kolaylıkla, sevgiyle, afiyetle, sağlıkla…..

Seray