Pizza Hamuru ve Krep Karışımı

Biri bir süre önce denediğim diğeri de bu sabah keşfettiğim iki lezzet. Pizza hamuru ve Pankek karışımı.

Ama önce;

Mutfağa girip denemeler yapmayı çok sevdiğimi ve bir süredir ihtiyacım olan, ne aradığımı da bilmeden aradığım şeyin bu olduğunu anladım bu sabah. Daha önceki mutfak deneyimlerim arada sırada ve çok önceleri ya tatlı yapmak için ya da daha sonraları sağlıklı atıştırmalık yapmak için olmuştu. Ama gerçekten “mutfağa ait” ya da “mutfaktan” olmadım hiç. Hep bir eğretilik vardı ellerimde,  mutfakla benim aramda bir mesafe. Bu değişti bir süredir; yaratmakla mı, paylaşıyor olmakla mı, %100 iyilikle dolu olmasından mı, aslında biliyorum hepsiyle ve daha fazlasıyla ilgili bu galiba. Artık mutfak neşe kaynaklarımdan biri. Daha fazlası dediğim şey, hayata bir mola, bir duraklama, bir es verdirtmesi. Kendinle kaldığın, yarattığın anların hazzını yaşatması. Hayata mola ve bu anlar ne kadar da değerli. Kendimize alan yaratmak. Herkes için değil belki ama mutfağa girmeyi bir denemeli. Al, yıka, doğra karıştır. Kokular, renkler, tatlar. Tam beslenmeye göre girdiyseniz mutfağa, yelpazenin genişliği şaşırtıcı, sürprizli. Çok renkli bir kere (her tür sebze ve meyve), çok kokulu (her tür yeşillik-nane, roka, marul, kişniş, biberiye….), ellerini bulaştırman çoğu zaman şart ve yaratmaya çok açık ! Çocukların sokakta oynaması gibi, çamurlanmak, yağmurda ıslanmak gibi. Ellerini bulaştır yemeğine. Elinden gelir lezzeti birçok yemeğin. Bir denemek lazım. Kendinin yıkayıp, doğrayıp hazırladığın basit bir salata bile yerken daha lezzetli gelebilir o salata sana. Soğanlarını elinde ovuşturarak tuzla öldür önce mesela…. Lahana salatası yaparken incecik doğradığın lahanayı az tuzla ovuşturarak yumuşat ya da…

Şimdi de tarifler: Pizza hamuru ve Pankek karışımı. İkisi de karabuğday unlu, sütsüz. Şişirmez, şekeri oynatmaz. Tok tutar, lezzetlidir, her açıdan doyurur. Ben bayıldım doğrusu…

Pizza Hamuru

  • 1 çorba kaşığı öğütülmüş keten tohumu
  • 3 çorba kaşığı su
  • 2 avuç çiğ kaju fıstığı ve yaklaşık yarım bardak su
  • Az limon suyu
  • Bir tutam tuz
  • 1 çay kaşığı karbonat
  • Az zeytinyağı
  • Aldığı kadar karabuğday unu

Önce bir kaşık keten tohumu ile 3 kaşık suyu bir kapta karıştırın. Bu yumurta yerine geçiyor. Kaju ile su ve limon suyunu blenderda karıştırın. Bu da yoğurdunuz oldu. Bundan yaklaşık 3 kaşık alarak kaptaki keten tohumlu karışıma ekleyin. Tuzu, karbonatı ve yumuşak bir hamur oluncaya kadar aldığı kadar karabuğday ununu da ekleyin. Zeytinyağını şöyle bir gezdirin -hafifçe. Yoğurun. Yağlı kağıt üzerine tepsiye ya da pizza tepsinize yayın.

Domates sosu için taze domates (çekirdekleri alınmış) ve 1-2 saat suda bekletilmiş kuru domatesi varsa taze yoksa kuru fesleğenle az tuz ile (bir çimdik) rondoda/blenderda karıştırabilirsiniz. Bundan sonra ne dilerseniz ya da evde bütünsel beslenmeye uygun ne varsa ekleyin.

İkinci tarif bu sabahtan. Birkaç gündür farklı lezzetler arıyor, istiyordu içim. Tamam bu sefer geçiştirmeyeceğim gireceğim mutfağa dedim ve bu çıktı.

pankek copyPankek Karışımı:

  • 1 çorba kaşığı öğütülmüş keten tohumu ve 3 çorba kaşığı su karıştırılır. (yumurta alternatifi olarak)
  • 2 tepeleme çorba kaşığı karabuğday unu
  • 1/2 su bardağı yemiş ya da tohum sütü (hindistan cevizi, badem, yulaf, susam)
  • 1 çorba kaşığı chia tohumu-isteğe bağlı
  • Bir tutam tuz

Yapılışı ve ipuçları:

Önce keten tohumu ve suyu sonra diğer malzemeleri ekleyip hepsini basit bir çırpıcıyla karıştırın. Çok sulu olmasın. Unu ve süt miktarını ona göre ayarlayabilirsiniz. Bu ölçülerle  4 tane pankek çıktı benimkinden.

İpuçları:

  • Pişmesi alışılan kreplerden biraz daha uzun sürüyor.
  • Hindistan cevizi sütü kullandığım için ayrıca hiç yağ eklemedim.

İçine avakado, zeytin ezmesi sürerek denedim. Ikisi de guzel oldu. Dener miyim acaba diye şekersiz bir reçel de çıkarmıştım masaya ama hiç gerek kalmadı. Hatta tadını reçelle bozmak istemedim. Ha olsaydı badem ezmeli güzel olurdu eminim 🙂 Ilk ikisinden sonra ise olduğu gibi, tek başına yedim 🙂

Ben lezzetinden yemeye doyamadım. Bitirdiğimde de hem midem hem ruhum doymuştu 🙂

Ve böylece bunu da kahvaltı alternatifleri arasına ekliyorum (kahvaltı alternatifleri için tıklayın)….

Afiyet ve sevgiyle ….

Seray

*** *** Wellness Koçluğu hakkında bilgi için buraya, Workshop’lar için buraya tıklayın.*** ***

 

Ev yapımı GRANOLA

 

buckwheat granola

Yağmurlu bir Mayıs sabahından merhaba. Dün başlamıştım bu tarifi yazmaya, bitirmek ve yayınlamak bugüne kaldı. Doğanın mucizelerinden biri bu yağmur. Serinliğini hafif aralık balkon kapısından hissederken, bir yandan da gökgürültüsünü duyuyorum. Ve işte sonra o dinlendiren yağmur sesi. Yeni ekilen ve bir süre sonra bize yemek olacak ürünlerin ihtiyacı olan besini veriyor onlara. Bu sürpriz havada, haftasonu deneyebileceğiniz bu tatlı kahvaltılık tarifi size neşe, heyecan getirsin. İşte şimdi hem kahvaltıda hem de benim gibi atıştırmalık olarak yenilebilecek harika bir granola tarifi. Katıldığım çiğ yemek kursunda yapmış ve badem sütü ile üzerine çilek ve muz ekleyrek afiyetle yemiştik. Bu ölçülerle yaklaşık 2 tane bir kiloluk kavanoz doluyor. Yapmışken bol bol y

apılabilir çünkü kavanoz ile buzdolabında 2-3 ay dayanabilir. İsteğinize göre ölçülerle oynayabilirsiniz. Orjinal tarifte 4-6 saat suda bekletilmiş 5 bardak karabuğday var. Bu tarife göre yaptığımda karabuğdaylar fazlaca kıtır kıtır oldu. Ve doğrusu yerken bana keyif vermedi. Kurs sırasında karabuğday kullanmadığımızı hatırladım daha sonra (tarif Çiğ Şef Mehmet Ak’tan). Ve bu yazıyı bu noktadan itibaren bir süre sonra güncelleyebildim. Bu tarifi karabuğdaysız, biraz kıtılık için az karabuğdaylı veya glutensiz yulaf bulabiliyorsanız yerine yulaf koyarak yapabilirsiniz.

Malzemeler:

  • Yarım bardak çiğ kabuksuz ayçekirdeği (4-6 saat suda bekletilmiş)
  • Yarım bardak çiğ kabuksuz kabak çekirdeği (4-6 saat suda bekletilmiş)
  • Yarım bardak çiğ susam (4-6 saat suda bekletilmiş)
  • Yarım bardak keten tohumu (4-6 saat suda bekletilmiş)
  • 1 bardak hindistan cevizi rendesi (tercihe bağlı)
  • 2 tatlı kaşığı tarçın
  • 1.5 bardak kuş üzümü ya da kuru üzüm
  • 4.5 bardak hurma, çekirdeği çıkarılmış ve akşamdan suda bekletilmiş
  • Yaklaşık bir bardak su

(Listedeki tüm tahıl ve tohumlar, enzimlerinin aktive olması, besin değerlerinin artması ve rahatça sindirebilmemiz için cinslerine göre belli bir süre suda bekletiliyor. Hurma da suda bekleyince daha kolay püre haline geliyor.)

Önce hurmaları suyla birlikte (ki blender rahatça çalışsın) blenderda ya da mutfak robotunda püre haline getirin. Büyükçe bir kapta, derin, geniş bir karıştırma kabı gibi, tüm malzemeyi karıştırın. Büyük bir fırın tepsinine yağlı kağıt üzerinde ince bir şekilde yayın. Plastik bir spatula yardımıyla karelere bölüyorum ben granolayı (bunun için önce boylamasına ortadan ikiye böl, sonra ortanın bir sağ tarafını bir de sol tarafını ikiye böl ve aynısını yatay olarak tekrar et!). Piştikten sonra parçalara ayırması, saklaması, kullanması kolay geliyor bana böyle. Tamamen dağınık olarak, kaşık kaşık kullanıcam derseniz bu kesme işlemine hiç gerek yok. Sonra dehidratörünüz varsa 45 derecede 8 saat, sonra çevirip 24 saat daha kurutun. Fırında farklı derecelerde ve sürelerde denedim ama sanırım 180 derece ve 30-40 dakika iyi bir sonuç verecektir. Gerekirse süreyi artırabilir ya da azaltabilirsiniz.

Not: karabuğdayın bayağı kıtır kıtır olacağını eklemek istiyorum. Eğer bundan çok hoşlanmıyorsanız, farklı bir granola tarifi de koyacağım daha sonra.

Varyasyonlar: Her zamanki gibi bu tarifi dilediğinizce çeşitlendirebilirsiniz. Elmalı (yeşil ile ekşimsi, kırmızı ile tatlımsı bir tat), böğürtlenli (hem donmuşu hem tazesi ile ve tarçını çıkararak), yabanmersinli (hem tazesi hem kurusu ile). Ya da sizinki nasıl oldu veya olacak? Yorum kısmında bize de söyleyin.

Afiyet, sevgi ve şükranla …

 

Kahvaltı Alternatifleri

Ben şimdi ne yiycem ?? Diyorsanız iyi haber. Onu yemeyin, bunu yemeyin de o zaman ne yiyelim?

Eklenecekleri yazmıştım ama yeni beslenme şekline uygun öğünler nelerden oluşabilir? Şimdi kendi tecrübeme dönüp baktığımda görüyorum ki, evet beslenme değişikliği yapmayı istemek çok önemli bir başlangıç ve de bunu istedikten sonra hayata geçirmek için bir de hazırlığa gerek var. Çıkardıklarımızın yerine ne koyacağımız hakkında araştırma ve alışveriş yapmak mesela. Beslenmenize mutlaka ekleyin diye yazdığım genel takviyeler, canlı besinler tamam da, süt ürününe dikkat, glutene dikkat diyince ilk önce bunlarsız kahvaltı nasıl yapılır sorusu geliyor akla? Değil mi? Hatta sadece akla gelmiyor, ben bu soruyla çok karşılaşmaya başladım. Kahvaltıda tost, yumurta yemiycez de peki ne yiycez??? Doğru, ben kendi beslenme değişikliğimi yaparken birisi bana bu yazıyı verseydi, ve şimdi yazacağım alternatifler elimde olsaydı işim çoook daha kolay olurdu :-)) Ben de bunu düşünerek bu yazıyı yazmaya karar verdim.

Kahvaltı öncesinden başlamalı aslında. Kalkar kalmaz büyük bir bardak ılık ve içine taze sıkılmış bir limonla su içip, üzerine biraz daha da – birkaç büyük bardak- su içip, olabiliyorsa yarım-bir saat kadar bekledikten sonra kahvaltı edilmesi iyidir. Su sisteme bir girsin, sindirimi başlatsın. Yoga ve ayurveda felsefesinden gelen bir bilgi de, yemeden önce vücudun sindirime hazır olması beklenmeli ve bunu da sağ burun deliğinizin açık olup olmadığı kontrol ederek öğrenebilirsiniz (solu kapatın sağdan nefes alın, tıkalıysa yemeyin, açıksa rahat nefes alıyorsanız sindirime hazırsınız demektir). Bu da, yine benim deneyimime göre, çin tıbbından gelen vücut saatini doğruluyor aslında; yani mide sabah 7-9 saatleri arasında aktif halde ve yediklerimizi rahatça sindiriyor. Siz de kendi vücudunuzla birkaç deney yapabilirsiniz belki :-)) Saat 7’de de kalksam, yani midenin aktif olduğu saatte, ilk kalktığımda burnum tıkalı oluyor (sağ taraf), biraz su içtikten sonra açılıyor. Öte yandan kahvaltı yine de hafif olmalı, çünkü sindirim öğlen saatlerinde maksimunda (ayurvedadan gelen bilgi). Tüm günün en büyük yemeği için en uygun saatler yani.

Bir de şunu eklemek lazım. Son yapılan birçok araştırma gösteriyor ki, 12-15 saaatlik açlık (tabi ki sıvı tüketilerek) faydalı. Diğer taraftan bakarsak bu yemek yemeyi gün içinde 8-12 saat arasında  sınırlamak anlamına geliyor (araştırma hakkında kısaca okumak için: http://www.drweilblog.com/home/2015/5/5/when-you-eat-may-matter-more-than-what-you-eat.html). Tabi gece boyunca değil !! Gün içinde. Eğer akşam geç ve çok yemek yediyseniz, zaten 5’ten sonra sindirim zayıflıyor, 9’dan sonra yenilenler de sabaha kadar sizinle kalıyor (!). Yani sabah dolu bir mideyle kalkıyorsanız, sadece su ve sıvı şeylerle beslenmek daha doğru bir seçim olabilir. Hiçbir şey yememek demiyorum ! Kesinlikle ! Sindirim çalışıyorken ona vereceğimiz smoothie veya sebze suyundaki besinleri de ne güzel alır dağıtır hücrelerimize (tarifler için yandaki smoothie kategorisine bakabilirsiniz). Akşam en son 6’da ya da 7’de yediyseniz bence sabah suyunuzdan sonra hafif kahvaltınızı da edin uygun saatlerde. Ben bu konudaki seçimimi günlük olarak yapıyorum. Kalktığımda neye ihtiyacım olduğunu soruyorum kendime. Mesela bu sabah kahvaltım sebze suyu olacak. Bazı sabahlar aşağıdakilerden birini çekiyor canım. Lütfen harfi harfine almayın bunları, deneyin, araştırın, okuyun ve kendiniz için karar verin her zaman.

İşte kahvaltı alternatifleri, (kendi tercih sırama göre yazdım):

  • Dilediğiniz bir çeşit smoothie ya da meyve suyu (içinde biraz da sebze olan), ya da sebze suyu (içinde biraz meyve olan)
  • Yeşil zeytin, kırmızı biber, yeşillik, aktive edilmiş (geceden suda bekletilmiş) ceviz veya badem
  • Dilimlenmiş greyfurt üzerine çiğ kabak çekirdeği ve tahin – FAVORİM !
  • Kapya biber (kırmızı yağ biberi) ile ayçekirdeği, badem ya da kaju peyniri ya da ayçekirdekli humus
  • Badem sütüyle (ya da başka bir yemişten süt) yulaf ezmesi, üzerine taze meyveli, belki tarçınlı …
  • Chia Puding: Hindistan cevizi ve badem sütlü, üzerine taze meyvelerle (tarif)
  • Ev yapımı granola (tarif), yemiş sütü (tarif) ve taze meyvelerle (Hayvansal gıda tüketiyorsanız yoğurtla)
  • Kinoalı ve karabuğdaylı müsliler
  • Glutensiz bir ekmek dilimi veya kraker (le pain des fleurs çeşitlerinden biri mesela) üzerine haşhaş ezmesi ve muz dilimleri
  • Sağlıklı bir krep
  • İlla yumurta diyorsanız, ıspanak, pazı, ısırgan otu, yani dilediğiniz bir çeşit bol yeşilliği bir iki dakika kısık ateşte öldürün, tuz, acı kırmızı toz biber, biraz kekikle birlikte üzerine bir yumurta, tamam !
FNM_010114-Chia-Seed-Pudding-Recipe_s4x3.jpg.rend.sni12col.landscape
Çilekli chia puding örneği
Haşhaş ezmeli, muzlu karabuğday ekmeği
Haşhaş ezmeli, muzlu karabuğday ekmeği

Oldu değil mi bayağı bir alternatif kahvaltı önerisi ! Sizin favori alkali      kahvaltınız hangisi? Paylaşın, çoğalsın !  Yaşasın FOOD-LOVE-CONNECTION :-))))

NOT: Tarifler sayfasında kahvaltı bölümünde tüm kahvaltılıkların bağlantılarına ulaşabilirsiniz.

Sevgiyle, sağlıkla, afiyetle !!

Güzel bir gün olsun …

Seray

*** *** Wellness Koçluğu hakkında bilgi için buraya, Workshop’lar için buraya tıklayın.*** ***

 

Hareketli, verimli günler – Çiğ yemek deneyimim ……

Üç günlük çiğ yemek kursu, ardından 2 sağlıklı yaşam semineri, granola, ayçekirdeği-badem peyniri, tahin sos, susam filizlendirme derken son hafta bayağı bereketliydi.

Sanırım öncelikle çiğ yemek deneyimimi paylaşacağım. Ve öncesinde biraz başlangıçtan bahsedeyim. Aslında genel olarak beslenme şeklimdeki değişikler 10 Şubat’ta başladı. O tarihte detoks uzmanı bir tanıdığımla sohbet sırasında bana ikram ettiği bir greyfurt suyu ile detoks yapmaya “kesin” karar vermem aynı anda oldu galiba da, o günüm şimdi anlatacağım gibi devam edince, bunun bana iyi geleceğinden emin oldum ve tamam başlıyorum dedim. Ve o gün greyfurt suyunu orada ara öğün yaptım, ordan ayrıldıktan sonra öğle yemeği saati geldiğinde neden devam etmiyorum juicinge diyerek karşıma “çıkan” meyvesuyu büfesinden elma, nar, havuç suyu ile öğle yemeğimi “yemiş” oldum. Akşama çorba ile devam etti. Eve paketler gelmeye başlayıncaya kadar, sanırım 4-5 gün, çay, kahve, alkol, süt ürünleri, hayvansal gıda, gluten, … hepsini bırakmıştım. 5 gün detoks paketi de ilk günden sonra çok rahat gitti. İkinci günden itibaren gece uykularım çok iyileşti ve sabah enerjik bir şekilde yataktan kalkmaya başladım. 5 günün sonunda tartıya göre az kilo vermiş ama görünüşe göre çok incelmiştim. Daha sonra bunun yağlar ile suyun yer değiştirmesi olduğunu öğrenecektim. Çok basitti. Çok su iç, alkali su, sebze, meyve suyu, yağlar gitsin. Paket bitti, ve ben devam ettim. Bana bu kadar iyi gelen birşeyi bozmaya “kıyamadım”. Hem kıyamadım, hem de zaten içim başka türlüsünü istemedi. Canım da zaten çay, kahve çekmiyordu. Akşamları yine erkenden bir çorba yetiyordu. Bir kaç hafta sonra bir 3 günlük detoks daha yaptım. Bu kez ilkine göre daha zor geçti nedense, açlık anlamında, ve de yine kendimi daha iyi hissederek bitirdim. O zamandan beri de sebze, meyve ağırlıklı beslenmeye devam ediyorum. Hergün olamasa da haftada birkaç kere günlük beslenmeye sebze suyunu ekliyorum. Canım çektikçe detoks sırasında bıraktığım şeylerden yediğim (ve de içtiğim-mesela kahve) oldu, oluyor ve de bazılarına karşı intoleransım olduğunu anladım. Eğer bazı gıdaları en az bir hafta diyetinizden çıkarır ve sonra tekrar sokmayı denerseniz o gıdanın size iyi mi kötü mü geldiğini anlayabiliyorsunuz. Bu da çok basit! Benim için fark yaratanların başında süt ürünleri geliyordu. Bunların hazmı bayağı zormuş meğerse benim için. Aslında hep söylerdi bedenim, zaten çok yemezdim. Ağır peynirleri, mesela beyaz peyniri bile bırakmıştım zaten, keçi loru ya da inek loru tüketirdim peynir istediğimde, yoğurdu az yer olmuştum, market yoğurtlarını canım çekmez olmuştu çünkü. Ama ayran içerdim, tok tutuyor, kolay bir ara öğün oluyor diye. Sonuçta ne kadar okuyup bilsem de, bir de yerine ne koyacağımı bilemediğimden de tabi, ben de çoğunluğun düştüğü hataya düşüp arada sırada da olsa yerdim. Herneyse, geçen gün evdeki bayanın bize sürpriz diye glutensiz yufkayla ve güzelim ısırgan otuyla yaptığı böreğe süt ve yumurta koyduğunu farketmeden yedikten sonra midemin rahatsızlığı bana bir kere daha durumu teyit etmiş oldu. Bu da son olsun ! İnanın ihtiyaç da duymuyorum. E çiğ vegan peynirimi bile yaptım artık, ne olsun 🙂 Kırmızı, olgun, yağ biberini ya da salatalığı bandırarak yiyiyorum sabahları. Salatamın yanında, karnabahar pilavıyla yani o kadar çok şeyle iyi gidiyor ki bir de sormayın. Ya da atıştımalık olarak, isterseniz sizin tercihiniz bir ekmekle de güzel olur. Mesela en son karabuğday ve kavulca unu karışımı unla nohut mayalı ekmek yaptık, onunla da güzel oluyor. Peynirin tarifi buraya gelecek yakında (burda). Badem sütü de her daim mevcut zaten artık. Onu da granola’yla (burda), glutensiz yulafla -varsa, yoksa normal yulafla-, ya da ara öğün olarak blenderda kakao, tarçın ek olarak istenirse hurma ve muzla karıştırarak içiyoruz (kızım da seviyor). İkincisi glutensizlik. O da çok iyi geliyor. Ve de kaçamaklarım oluyor. Ve bu kaçamaklar ertesi günü gözlerimin eskisi gibi şişmesinden de kendini belli ediyor. Bir de anladım ki bunu (göz şişmesi durumunu) gece geç saatte ve asidik şeyler yemek de tetikliyor. Tamamen glutensiz beslenmek hala biraz zor, zira özünde gluten içermeyen yulaf ve karabuğday bile glutenli ürünler işleyip paketleyen tesislerde işlenip paketlendiği için eser miktar da da olsa gluten içeriyorlar. Bu konuda da eğer ciddi bir durum yok ise, esnek olunabilir bence. Bundan da bahsedeceğim ilerde. Hazmı zorlaştıran bir diğer şey ise çok sık yemek yemek ve yemeklerin hemen öncesinde veya sonrasında veya yemek sırasında su içmek. Halbuki yemeklerden en az yarım saat önce ve bir saat sonra içilen ve yemek sırasında içilmeyen su hazmı engellemiyor ve şişkinlik hissetmiyorsunuz. Bunun nedeni ise yine basit ! suyun midenin öğütücü ürünlerini (asitler) sulandırmaması ve dolayısıyla da bunları da işlerini iyi yapabilmeleri. Et konusunda da “canımın çekmesi-çekmemesi” ilkesiyle hareket ediyorum. Ve çoğunlukla çekmiyor, ve yersem de uzun bir süre hazmediğimi farkediyorum. Tavuk zaten yemiyorduk, ve balık da benim yemediklerim arasında girdi yine hazım zorluğu nedeniyle. Sanırım kan grubuna göre beslenmeye de bir teyit niteliğinde bu; buna göre zaten balık yememem gerekiyor (kan grubuna göre beslenmeyle ilgili bilgi için internetten küçük bir araştırma yeterli olacaktır). Protein nerden geliyor derseniz, filizlendirilmiş tahıl ve tohumlardan, kinoadan, ve gıda mayasından (nutritional yeast). Detaylarını başka bir yazıda yazabilirim daha sonra. Geriye maya kalıyor. Maya da yoğurt, peynir ve alkolü (bira ve şarap) çıkarınca, ekmekteki nohut mayası dışında beslenmemde kalmamış oldu zaten. Maya da tolerans açısından test edilmesi gereken bir başka şey.

Durum böyle iken ben bir de ani bir kararla, bu evde yapmaya çalıştığım şeyleri bir de ustasından öğreneyim, işin tekniğini de bileyim diye üç gün kursa gittim. Orda üç gün %100 çiğ vegan yemekler yapıp yedik, ben iki gün daha devam ettim ve toplamda 5 gün %100 çiğ vegan beslenmiş oldum. Sonuç ?? Kendimi gayet iyi hissettim, canım tatlı, atıştırmalık istemedi, dinçtim, enerjim yerindeydi, yemekler lezzetliydi, yapması eğlenceliydi …. Eğitim yeri dışındaki iki günde sadece kendim için eldeki malzemelerle bence iyi yemekler çıkardım ortaya ve de doydum ve keyifliydi. Her seferince, annemin yemekleri kap kap masaya giderken, ben e şimdi ben ne yiyeceğim oldum başta ama sonra girişip güzel birşeyler hazırlayabildim. E  biraz diğerlerinde ayrı hissediyorsunuz kendinizi, o şekilde beslenen sadece sizseniz. Ama olabiliyor, mümkün yani. Biraz emek, zaman ve kararlılık lazım sadece (bir de mutfak ekipmanları !!). Şu anda hala olabildiğince çiğ besleniyorum. Günlük beslenmemin çiğ vegan kısmını, yani yiyeceklerin tüm besinlerini almak üzere tükettiğim kısmını sebze sularıyla sağlıyorum çoğunlukla. Ama %100 çiğ vegan değilim. Özel detoks zamanları dışında %100 bu şekilde beslenmem gerekmediğine karar verdim. Ayrıca bedeni strese sokmamak benim için en temel ilke olduğundan, bunu ne şekilde stres yaratmadan hayatıma sokabilirim sorusuyla, yani esneklik ilkesini de gözönüne alarak herkes kendi kararını verebilir. Sonuç olarak, yukarıda bahsettiğim besin gruplarından yiyecekleri abartmadan yiyor, bunların yanında sebze suyunuzu, salatanızı, sebzenizi, yemişlerinizi yiyorsanız, probiyotik ve omega 3 takviyesini alıyor, kullandığınız yağlara ve suya da dikkat ediyorsanız esneklik ilkesini uyguluyorsunuz demektir.

Durumlar böyle, tarifler izninizle biraz daha sonra, ve de işte geçen haftadan birkaç fotoğraf …

lakeside
eğitim sonrası, göl kıyısında iki gün geçti.
coleslaw
coleslaw-lahana salatası. Tarifi yakında
dereotlu, cevizli karanabahar pilavı
dereotlu, cevizli karanabahar pilavı

 

 

 

 

 

NOT: Çiğ beslenme tarzı bir süre uygulayıp denediğim ve o dönem için ihtiyacım olan bir düzendi ve bana iyi geldi. Ancak sürekli belli bir şekilde beslenmem gerekmediğini de geçen süre içinde anladım; çoğunluk her zaman taze meyve ve sebzeler ama sadece çiğ yemek zorunda değilim. Bu dönem bittikten sonra, bir çeşit detoks gibiydi, artık neye ihtiyacım varsa onu yemeyi deneyimliyorum.

Sevgi, sağlık, afiyetle…

Seray

*** *** Wellness Koçluğu hakkında bilgi için buraya, Workshop’lar için buraya tıklayın.*** ***

Baharatlı Tuz Karışımları

Hava güneşli ve daha ılık sonunda 🙂 Güneş ister istemez bir enerji veriyor insana. Ve ilkbahar, dışarısı, oksijen, arkadaşlık, sohbetler, açık havada oturmak, kitap okumak, yürümek, deniz kenarında denizi, martıları, İstanbul’u izlemek, içerdeysen bile sırtına vuran güneşle ısınarak çalışmak, iş yapmak, müzik dinlemek, belki çocuklarla oyun oynamak, yemek yapmak, yeni tarifler denemek 🙂 hepsi güneş gibi ruhumuzu besliyor.

Probiyotikler, omega 3’ler ve esas bol sebze meyve beslenmeye eklendi. Yenmiyorsa sebzeler veya etler doğru şekilde ve herkesin kendine uygun miktarlarda beslenmeye girdi. Bunlarla birlikte ruhumuz için eklemeler yapmadan tam beslenmiş olabilir miyiz? Beden, insan olan bizim parçalarımızdan biri ve evet çok önemli ve ona çok iyi bakmalıyız. Ve de ruhumuzu beslemeden, düşüncelerimizi güzelleştirmeden ona ne kadar iyi bakarsak bakalım tam iyileşmeye giden yolumuzda zorlanırız. İyisi mi, iş gibi iyi yemek yemek, hareket etmiş olmak için spor yapmak, bize verilen “iyi yaşam” önerilerini harfi harfine uygulamaktansa “BANA NE İYİ GELİR?”, şu anda “NE YAPSAM KENDİMİ CANLI HİSSEDERİM?” sorularına verilen cevaplarla günler planlansa. Ya da haftada kaç gün, hangi egzersizi yoğun olan rutinime ekleyebilirim beni zorlamayacak şekilde? ve böylece devamlılığını sağlayabilirim; ve ayrıca yapmaktan hem keyif aldığım, hem de bana iyi gelen egzersiz türü ne benim için? Yani, koşmak mı, yürümek mi, fitness mı? Yoksa hem sporu hem açık havada olmayı birleştirmek mi benim için iyi? Ya da belki Tai Chi, Çi  Gong gibi hem hareketli hem de meditatif çalışmalar mı benim için uygun olan? Yoga mı? Hangi türü? Size uymayan bir tür veya rutininize çok da uymayan şartlarda bir şeyler yapmaya çalıştığınızdan dolayı başlayıp devam edemediğiniz bir şey ise egzersiz yapmak, en kolayını ve en keyif aldığınızı seçebilirsiniz belki de devamlı olabilmesi için. Egzersizin doğrusu hem bedene hem ruha iyi gelir !!! Belki de şu anda sizin için neyin iyi olduğunu bilmiyorsunuz. Belki de egzersizle ilgili genel bilgiler sizin için doğru değil. Belki o kadar yoğun egzersiz yapmanız da gerekmiyor, arada farklı şeyler yapmak size daha iyi gelecek 🙂 Belki de bu egzersiz konusunda bir araştırma yaparak bu pazar gününü sonlandırmak haftaya güzel bir başlangıç için de iyi olabilir.

Ben mesela bugün egzersizi geçerek bana iyi gelen başka bir şey yaptım ve yeni yemek kitabından üç farklı çeşit tuz yaptım kızımın da katkılarıyla!

tuzlarİşte, Gomasio, Indian Spice ve Aromatico tuzlarımız !!

Tarifleri şöyle:

 

  • Gomasio için: 1 çorba kaşığı susam tohumunu orta ateşte 3-4 dakida kavurun. Biraz soğuduktan sonra içine yarım tatlı kaşığı iri deniz tuzu ekleyerek değirmenden geçirin. Susamlar hafif irice kalsın.
  • Indian Spice: 1 Çorba kaşığı susam tohumu ile 1/3 çorba kaşığı kişniş tohumu ile 1/3 çorba kaşığı kimyon tohumunu orta ateşte 3-4 dakika kavurun. Soğusun. İçine 1 çay kaşığı acı  pul biber, ve 1/2 tatlı kaşığı iri deniz tuzu ekleyip değirmenden geçirin.
  • Aromatico: 1 çorba kaşığı rezene tohumunu kavurun. soğusun. Değirmenden geçirin. İçine yarım tatlı kaşığı ince doğranmış taze biberiye ve biraz daha az miktarda ince doğranmış taze kekik ekleyin.

Bu tuzları, sebze yemeklerinizde, salatalarda, çorbalarda, haşlanmış brokoli üzerine mesela kullanabilirsiniz. Evinizde olan ya da daha önce kullandığınız ve boşalan tuz değirmenlerine doldurun. “Aromatico” akdeniz tadına uygundur ve taze domates üzerine koyduğunuzda üzerinde biraz zeytinyağı ile harika olabilir !

İyi pazarlar ….

Sevgiyle,

Seray

*** *** Wellness Koçluğu hakkında bilgi için buraya, Workshop’lar için buraya tıklayın.*** ***

 

Kivi Bombası – Kahvaltı için Smoothie

Bir sabah bu kadar güzel başlayabilirdi !!

Kivi Bombası için gerekenler:

  • 2 olgun Kivi
  • 1 olgun muz (yazın derin dondurucuya koyduklarınızı da direk koyabilirsiniz)
  • 1 Avuç taze nane yaprağı
  • 1 Avuç Ispanak (ben evde ıspanak olmadığı için roka koydum ve de oldu)
  • 1/2 bardak Hindistan Cevizi suyu veya su
  • 1 limonun suyu
  • 1 çorba kaşığı yeni öğütülmüş keten tohumu
  • İsternirse yarım olgun avokado (eğer ihtiyaç varsa sağlıklı yağ eklemek için)

Hepsini blenderda karıştırın ve afiyetle yudum yudum için. Güneşli bir günse içeride ya da hava çok soğuk değilse dışarıda güneşe karşı yudumlayın ekstra beslenme (ve de D vitamini) için 🙂

Sevgi ve afiyetle ….

Seray

*** *** Wellness Koçluğu hakkında bilgi için buraya, Workshop’lar için buraya tıklayın.*** ***

 

Mantarı sevdirecek tarif – Fırın Mantarlı Salata

Fırın Mantar

Benim için tam beslenmek, bitki-sebze ağırlıklı ve de olabildiğince çiğ beslenmek lezzetsiz yemek yemek değildir’in çok lezzetli bir kanıtı olan tariflerden biri daha bence bu. Daha önce yiyeyemediğim, bir türlü sevemediğim mantarı bu haliyle çok sevdim. Ayrıca bu haliyle hem çok lezzetli hem de çok şık görünüyor.

Mantarda neler mi var?

Continue reading

Kakaolu Puding

Çok sevdiğim bir arkadaşımdan bugün öğrendiğim bir tarif bu. Zaten o anlatırken bile ne kadar lezzetli olabileceğini düşünerek heyecanlanmıştım. Yaptım ve yedim bile 🙂

Canınız tatlı çektiğinde, içinde B6, serotonin, potasyum, magnezyum, A,E,C, K vitaminleri ve en sağlıklı yağlardan (Avokado’dan geliyor) olan bir tatlı yemenin dayanılmaz hafifliği var bu tarifte. İçinde un, yağ, nişasta ve en önemlisi şeker yok.

Continue reading

Çiğ Tatlı Topları

cig-kakao-topları2

İşte 10-15 dakika gibi çok kısa bir süre içinde yapılan, içindeki herşeyin sağlıklı olduğu ve inanamayacağınız kadar lezzetli bir tatlı. Bu tatlı vücudunuza girdiğinde vücudunuz buna tepki vermeyecek, yani dengesi bozulmayacak, yani hormonlar dengede kalacak. Tamamen çiğ ve işlem görmemiş bir besin aldığınız için vücut bununla savaşmak istemeyecek. Tabi ki miktara dikkat ettiğinizde bunları yedikten sonra suçluluk hissetmenize gerek yok. Hatta vücudunuz bayram edeceği için sevinebilirsiniz. Ve de belki benim gibi, bu kadar sağlıklı bir tatlınn bu kadar lezzetli olabildiğini yaşadığınız anda kahkahalar atabilirsiniz :-)) Bu gerçekten çok heyecan verici. içinde tatlandırıcı yerine hurma olması da en güzeli.

Malzemeler: Continue reading