Canın ne çekiyor?

Özel bir rejim listem yok, bildiğiniz gibi rejim kelimesi burada geçmiyor ! Olan şey; bedenle kurulan yeni bir ilişki ile, yenecek şeylerin şeçilmesi. Denklem şöyle çalışıyor: Bedenle ilişki sağlıklı olduğunda, kişi bedeni için sağlıklı olan şeyleri istiyor, kendisi için iyi olanları CANI ÇEKİYOR. Genel “sağlıksızlar” zaten belli ve diyetten çıkıyor (genel olarak doğallığını kaybetmiş, daha lezzetli olsun, daha çok üretilsin diye manipüle edilmiş herşey buraya girebilir) ve de geriye kalan engin olasıklıklar arasından hangisinin kendine iyi geleceğini bilebiliyor olmaktan bahsediyorum. O gün, o ay, o hafta, o an…. Bedenim benden ne ister ??  Canım ne çeker?

Bana göre bu, hayattaki duruşumuzla ilintisi olan bir durum. Kendi isteklerimiz, değerlerimiz, tutkularımıza göre mi yaşıyoruz, yoksa bizden beklenenler, yapmamız gerekenler, olmamız gerekenler bölgesinde miyiz? Bu bölgeden, “kendi” bölgesine geçmek bir süreç; “kendi”nin üzerini kapladığımız şeylerin tozunu almak, pasını silmek, kaplamasını çıkarmak, bazen kazmak, hazine arar gibi aramak gerekiyor. Arkeolojik bir kazıya da benzetilebilir; hemen tamamı bulunmuyor kazdığınız yerin; tersine, sabırla, özenle tek tek parçaları bularak ilerliyorsunuz, kazdıkça anlamı artıyor. Kendi bölgesinde mümkün olan şeyler; bugüne kadar yakın ya da daha eski tarihte toplumlarca lider sayılmış, icatlar yapmış, işi her daim anılmış insanların yaptıkları şeyler ya da çevrenizde başarı öyküsü yazmış, herkesi şaşırtacak “yol” değişikliklerini yapmış ve yapamazsın, olmaz denileni başarmış insanların yaptıkları şeyler, yaşadıkları hayatlar. Onlar kendi hayatlarını yaşayanlar (ve de kişilere, toplumlara faydaları çok olanlar). Bilgiyi aramak, öğrenmek ama esas pusula olarak içini dinleyerek ilerlemek, yapamazsınlara aldırış etmeden dışarıya kulak kapamak, çok çalışmak, yılmamak, yeniden başlayabilmek ve kendine inanmak, değerleriyle yaşamak özellikleri arasında. Bugüne kadar başarılı olmuş herkesin hikayesinde bunlar var.

Yemekle bağlantısı ne diyorsanız? E haklısınız, biraz garip geliyor başta. Olsun 🙂 Ve de şöyle bakalım: dışarıdan hiç bitmeyen bir bilgi aktarımı, akışı var. Hergün, bir yerden, yiyeceklerin faydaları, zararları, ekosistem, takviyeler, egzersiz, vs. yani sağlıklı yaşamla ilgili bilgi geliyor. Bunların eğer bir arşivi tutulacak olsa, çok değerli, doğru bilgilerin yanında, birbirini tutmayan ya da aynı şey hakkında görüşlerin zaman içinde değiştiğini gördüğümüz bilgiler de geliyor. Bu durumda sağlıklı yaşam yoluna çıkmış birinin de sürekli bunları takip etmesi ve değişiklikler yapması gerekiyor. Buna belki de bir çeşit “dışa bağımlılık” da denebilir 🙂 İşte kişi kendi bedeniyle sağlıklı ilişkiyi kurduğu noktada sadece dışarıdan değişerek gelen bu bilgilerle hareket etme ihtiyacı ortadan kalkıyor. En azından bunları süzgecinden geçireceği sağlıklı bir filtresi oluyor. Ayrıca, “Ya şunu da ye ne olacak?” ya da ” Aaaa, ama bunu yemeden mi gideceksin?” veya “Bak bu şuna çok iyi geliyormuş?” hatta ” E sen yemiyor musun?”‘lara karşı bir kalkanınız oluyor. Çünkü iç pusuladan şaşmanın ve dışa bağımlılığın esas zorluğu bu anlardaki duruşumuzu çok etkiliyor olması. Ve bu da sağlımıza malolabiliyor.

O yüzden yaşadığınız hayatın sizin hayatınız olmasıyla, sağlığınızın sorumluluğunu elinize almanız (#sagligimbenimelimde) arasında büyük, kocaman bir bağlantı var.

Yemeğe gelince; bugün aslında en kolayı bir uzmana sormak olsa da (şaka) bugün ne yemeliyim diye kendime sorduğumda, çıkan sonuç şu oldu:

lorlu kahvaltı

Lor, domates, salatalık, üzerine çörekotu, susam, iki çeşit kekik, himalaya tuzu ve zeytinyağı….

Miktarını söylemiyorum, kalori hesabı yapmaya gerek olmadığı için size ne kadarı yetecekse o kadar 🙂 Zeytinyağını çok abartmayın yeter ! Ama az da koymayın, tadı çıkmaz !

Ha bir de domatesler Bodrum Üretici Pazarı’ndan olunca sormayın tadını gitsin bir sabah salatası oldu bu. Bu pazardan beni haberdar eden, hatta ilk ziyaretime de vesile olan arkadaşıma teşekkürler. Pazarı kuran Bodrum Tohum Derneği’ne ve katılan çiftçilere de emekleri için sonsuz teşekkürler, saygılar…..

Hmm, bilgisayar önünde yediğim doğrudur (klavye çıkmış resimde :-)). Bugün artık bu yazıyı çıkarmak için çok niyetliydim, masamda yiyiverdim 🙂 Olsun !

Ne zamandır süt ürünü yemiyordum. Yedim işte 🙂 O da olsun !

Kendinizi kısıtlamayın, olasılıklar sonsuz, doğanın bize sundukları sonsuz, seçim yapma hakkımız var, özgürlüğümüz var, kullanalım ! Sağlığımızın efendisi biz olalım ! Birşeye karşı olarak ya da korkuyla değil, içimizden geldiği gibi, sevgiyle seçelim yiyeceklerimizi.

Haftasonuna birden az kala güzel günler, mutlu cumalar, neşeli haftasonları olsun.

Sevgi ve afiyetle…..

Seray

*** *** Wellness Koçluğu hakkında bilgi için buraya, Workshop’lar için buraya tıklayın.*** ***

 

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.